google.com, pub-8298445685675651, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

[email protected]

İCRA DOSYALARINDA ARTIŞ

30 Haziran 2026 - 12:13

Son yıllarda vatandaşın cebindeki para ile marketteki fiyatlar arasındaki mesafe giderek açıldı. Bir zamanlar maaşla ay sonunu getirebilen milyonlarca insan, bugün temel ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanıyor. Gıda, kira, elektrik, doğal gaz, ulaşım ve eğitim gibi zorunlu harcamalar hızla artarken, gelirler aynı hızda yükselmeyince birçok aile borçlanmak zorunda kaldı. Bunun en çarpıcı göstergelerinden biri de icra dairelerindeki dosya sayısının 25 milyonu aşması oldu.
Rakam ilk bakışta sadece bir istatistik gibi görünebilir. Ancak bu sayının arkasında geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca insanın hikâyesi bulunuyor. Çünkü her icra dosyası, ödenemeyen bir kredi, geciken bir kredi kartı borcu, zamanında yatırılmayan kira ya da karşılanamayan bir ticari yükümlülük anlamına geliyor.
Bugün bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının yaklaşık 6,5 trilyon liraya ulaşması, ekonomik sıkıntının ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Eskiden insanlar kredi çekerek ev ya da otomobil alırken, artık birçok kişi mutfak masrafını, okul giderlerini veya sağlık harcamalarını karşılamak için kredi kartına yükleniyor. Kredi kartı, birçok aile için alışveriş aracı olmaktan çıkıp adeta ikinci maaş haline gelmiş durumda.
Fakat kredi kartıyla yapılan harcamaların da bir son ödeme tarihi var. Gelir yeterli olmayınca borç zamanında ödenemiyor. Gecikme faizleri ekleniyor, borç katlanıyor ve sonunda dosya icraya kadar gidiyor. Birçok vatandaş aslında borcunu ödemek istiyor ancak artan faizler ve yüksek yaşam maliyetleri nedeniyle buna gücü yetmiyor.
Enflasyonun uzun süre yüksek seyretmesi de bu tablonun en önemli nedenlerinden biri oldu. Fiyatlar sürekli yükselince vatandaşın satın alma gücü düştü. Aynı maaşla geçen yıl alınabilen ürünlerin önemli bir kısmı bugün alınamaz hale geldi. İnsanlar önce birikimlerini harcadı. Ardından kredi kartına yöneldi. Daha sonra ihtiyaç kredisi kullandı. Son aşamada ise borçların çevrilememesi nedeniyle icra süreci başladı.
İcra dosyalarının artması yalnızca borçlu vatandaşları değil, ekonominin tamamını etkiliyor. Çünkü borç yükü altında ezilen insanlar harcamalarını kısmak zorunda kalıyor. Esnafın işleri yavaşlıyor. Küçük işletmeler tahsilat yapmakta zorlanıyor. Ticaret zincirinde ödeme sıkıntıları büyüyor. Sonuçta ekonomik durgunluk daha geniş kesimlere yayılıyor.
Psikolojik etkileri de en az ekonomik sonuçları kadar ağır oluyor. Sürekli borç düşünmek, telefonun çalmasından endişe etmek, icra tebligatı beklemek ya da maaşa haciz gelmesi korkusuyla yaşamak birçok insanın ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Aile içi tartışmalar artıyor, sosyal hayat zayıflıyor ve geleceğe dair umutlar azalıyor.
Özellikle dar gelirli aileler bu süreçten daha fazla etkileniyor. Çünkü gelirlerinin büyük bölümü zaten temel ihtiyaçlara gidiyor. Beklenmedik bir sağlık harcaması, iş kaybı veya eğitim gideri bile bütçeyi tamamen bozabiliyor. Böyle durumlarda kredi kartı ya da kredi kullanmak zorunlu hale geliyor.
Gençler de benzer sıkıntılar yaşıyor. Üniversite mezunu olmasına rağmen istediği işi bulamayan ya da düşük ücretle çalışan birçok genç, eğitim kredilerini ve günlük yaşam giderlerini karşılamakta zorlanıyor. Yeni evlenen çiftler ise artan kira fiyatları ve ev kurma maliyetleri nedeniyle daha hayatlarının başında borç yüküyle karşı karşıya kalıyor.
Emekliler açısından da tablo kolay değil. Sabit gelirle yaşayan emekliler, yükselen gıda ve sağlık harcamaları karşısında kredi kartına yönelmek zorunda kalabiliyor. Emekli maaşının önemli bir kısmı borç ödemelerine gidince günlük yaşam daha da zorlaşıyor.
Uzmanlara göre sorunun çözümü yalnızca yeni kredi vermek değil. Çünkü yeni kredi çoğu zaman eski borcu kapatıyor, ancak toplam borç yükünü azaltmıyor. Asıl önemli olan enflasyonun kalıcı biçimde düşürülmesi, gelirlerin alım gücünün artırılması ve vatandaşın borçlanmadan yaşayabileceği ekonomik ortamın oluşturulmasıdır.
Bunun yanında finansal okuryazarlığın artırılması da önem taşıyor. Gelir-gider dengesinin doğru kurulması, gereksiz harcamalardan kaçınılması ve kredi kartının bilinçli kullanılması bireysel açıdan fayda sağlayabilir. Ancak ekonomik koşullar ağırlaştığında yalnızca tasarruf yapmak her zaman yeterli olmayabilir. Çünkü birçok aile zaten zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanmaktadır.
İcra dosyalarının artışını yalnızca hukuk sistemi açısından değerlendirmek de eksik olur. Bu tablo aynı zamanda ekonominin ve toplumun içinde bulunduğu koşulların bir yansımasıdır. İnsanlar keyif için değil, çoğu zaman geçinebilmek için borçlanmaktadır. Dolayısıyla kalıcı çözüm, vatandaşın gelirini artıran, üretimi destekleyen, istihdamı güçlendiren ve fiyat istikrarını sağlayan politikaların hayata geçirilmesinden geçmektedir.
Sonuç olarak, 25 milyonu aşan icra dosyası sadece resmi kayıtlarda yer alan bir sayı değildir. Bu rakam; geçim derdi yaşayan aileleri, ödenemeyen faturaları, ertelenen hayalleri ve ekonomik zorluklarla mücadele eden milyonlarca insanı temsil ediyor. Borç sarmalının büyümesi, yalnızca bireylerin değil, toplumun ve ekonominin de geleceğini yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle hem ekonomik istikrarın güçlendirilmesi hem de vatandaşın alım gücünü artıracak adımların kararlılıkla atılması, toplumun daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşması açısından büyük önem taşıyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum