Ekonomik büyüme, uzun yıllardır ülkelerin başarı ölçütü olarak kabul ediliyor. Yüzde
kaç büyüdük, hangi çeyrekte rekor kırdık, milli gelir ne kadar arttı… Bu sorular
kamuoyunun gündeminden hiç düşmüyor. Ancak son yıllarda daha kritik bir soru öne çıkıyor: Nasıl büyüyoruz? Kurallara dayalı, öngörülebilir ve kapsayıcı bir büyüme
mi söz konusu, yoksa kısa vadeli hedefler uğruna kuralların esnetildiği, hatta
tamamen devre dışıbırakıldığı bir büyüme mi?
Kuralsız büyüme, ilk bakışta cazip görünebilir. Hızlı kararlar, gevşetilmiş denetimler,
kısa vadede artan yatırım ve tüketim… Ancak bu tablo, çoğu zaman ekonomik refahın
kalıcı olduğu anlamına gelmez. Aksine, kuralsız büyüme genellikle görünmeyen
maliyetler üretir ve bu maliyetler zaman içinde toplumun tamamına yayılır.
Kural Nedir, Neden Önemlidir?
Ekonomide kural denildiğinde yalnızca yazılı yasalar anlaşılmamalıdır. Para
politikasında öngörülebilirlik, mali disiplin, ihale süreçlerinde şeffaflık, rekabet
hukuku, kurumların bağımsızlığı ve veri güvenilirliği de bu çerçevenin ayrılmaz
parçalarıdır. Kurallar, ekonominin aktörleri için bir pusula işlevi görür. Yatırımcı,
tüketici, üretici ve tasarruf sahibi kararlarını bu pusulaya bakarak alır.
Kuralların zayıfladığı bir ortamda ise belirsizlik artar. Belirsizlik arttıkça yatırım iştahı
düşer, risk primi yükselir ve kaynaklar verimli alanlar yerine “güvenli liman” arayışına
yönelir. Bu da büyümenin niteliğini bozar.
Kuralsız Büyümenin Kısa Vadeli Cazibesi
Kuralsız büyüme çoğu zaman “hız” vaadiyle gelir. Kredi genişlemesiyle desteklenen
tüketim artışı, kamu harcamalarının kontrolsüz biçimde büyütülmesi, para politikasında siyasi baskılarla alınan gevşek kararlar kısa vadede büyüme rakamlarını yukarı çekebilir. Bu süreçte istatistikler olumlu bir tablo çizer; büyüme hızlanır, iç talep canlanır.
Ancak bu büyüme modeli çoğunlukla borca, tüketime ve ithalata dayanır. Üretken
yatırımlar, teknoloji dönüşümü ve verimlilik artışı geri planda kalır. Sonuçta büyüme
rakamları artarken, ekonominin dayanıklılığı zayıflar.
Bedeli Kim Öder?
Kuralsız büyümenin faturası genellikle gecikmeli gelir ama ağır olur. Enflasyonun
kalıcı hale gelmesi, gelir dağılımının bozulması, finansal istikrarsızlık ve ani duruşlar
bu faturanın başlıca kalemleridir. Kuralların esnediği bir ekonomide fiyat istikrarı sağlanamaz; enflasyon, sabit gelirli kesimler için görünmez bir vergiye dönüşür.
Ayrıca kuralsızlık, ekonomik adalet duygusunu da zedeler. Kurallara uyan ile uymayan
arasındaki fark belirsizleşir. Bu durum, kayıt dışılığı teşvik ederken, kurallara uygun
hareket eden işletmeleri dezavantajlı konuma iter. Uzun vadede bu yapı, sağlıklı bir
rekabet ortamını ortadan kaldırır.
Kurumların Aşınması ve Güven Sorunu
Kuralsız büyümenin en tehlikeli sonuçlarından biri, kurumların aşınmasıdır. Merkez
bankalarının bağımsızlığının tartışmalı hale gelmesi, düzenleyici ve denetleyici
kurumların etkinliğinin azalması, ekonomik karar alma süreçlerinin kişiselleşmesi
güven sorununu derinleştirir.
Güven, ekonominin en görünmez ama en kritik unsurudur. Güvenin olmadığı yerde
yatırım ertelenir, tasarruf dövize veya gayrimenkule yönelir, uzun vadeli planlar rafa
kalkar. Bu noktada büyüme devam ediyor gibi görünse bile, aslında ekonomi kırılgan
bir zeminde ilerlemektedir.
Sürdürülebilir Büyüme Neden Kurallara Muhtaçtır?
Kalıcı ve kapsayıcı büyüme, kurallarla mümkündür. Hukukun üstünlüğü, bağımsız
kurumlar, şeffaf bütçe süreçleri ve hesap verebilirlik ekonomik performansı doğrudan
etkiler. Kurallar, sadece riskleri sınırlamakla kalmaz; aynı zamanda yatırımcının önünü görmesini sağlar.
Dünya deneyimleri de bunu doğruluyor. Orta gelir tuzağını aşabilmiş ülkelerin ortak
özelliği, büyüme süreçlerini sağlam kurumsal çerçevelerle desteklemeleridir. Kuralların
net olduğu ekonomilerde büyüme daha yavaş başlayabilir ama daha kalıcı olur.
Türkiye Açısından Dersler
Türkiye gibi genç nüfusa, büyük bir iç pazara ve güçlü üretim potansiyeline sahip
ülkeler için büyümenin niteliği, hızından daha önemlidir. Kuralsız büyüme dönemlerinde elde edilen kazanımlar, ilk kriz dalgasında hızla eriyebilir. Oysa kurallara dayalı bir
büyüme modeli, şoklara karşı daha dirençli bir yapı oluşturur.
Bu nedenle ekonomik politikaların merkezine kısa vadeli rakamlar yerine, uzun vadeli denge ve güven hedefleri konulmalıdır. Popüler ama maliyeti yüksek adımlar yerine,
zor ama gerekli reformlar tercih edilmelidir.
Sonuç Yerine
Ekonomide büyümek elbette önemlidir. Ancak asıl soru şudur: Hangi bedelle ve kimin için? Kuralsız büyüme, bugünü kurtarırken yarını riske atan bir yaklaşımdır. Kurallara dayalı büyüme ise sabır ister disiplin ister ama sonunda daha adil ve daha güçlü bir ekonomi yaratır.
Rakamların parladığı ama kuralların gölgelendiği bir büyüme, sürdürülebilir değildir.
Gerçek başarı, yalnızca büyümek değil; doğru, dengeli ve kurallı büyümeyi başarabilmektir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]



FACEBOOK YORUMLAR