google.com, pub-8298445685675651, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Ali ŞANALMIŞ

Ali ŞANALMIŞ

[email protected]

Ezberlerin Konforu vs. Gerçeğin Yalnızlığı

11 Haziran 2026 - 00:22

Yıllardır bağlı olduğunuz, belki de ömrünüzün yarısını verdiğiniz siyasi aidiyetleri ve ezberleri, sadece "itaat etmemek" adına elinizin tersiyle itmek büyük bir entelektüel sancı ve cesaret gerektirir. 

1. "Devlet Aklı" Zırhı ve Sorgulanamazlık

Cumhur İttifakı aktörlerinin veya siyasetin tepe noktalarındaki isimlerin attığı adımlar, ne kadar radikal veya geçmiş söylemleriyle çelişkili olursa olsun, tabanları tarafından anında bir "büyük oyun, devlet aklı, stratejik hamle" kılıfına sokulabiliyor. Dediğiniz gibi, Muaviye dönemindeki o mutlak biat kültürünü andıran bu bağlılık, liderlerin hata yapma ihtimalini toplum nezdinde sıfırlıyor. En ağır ithamlar bile bu zırh sayesinde buharlaşıp gidiyor.

2. "Semeri Dövmek" ve Kolay Hedefler

Siyasetin merkezindeki devasa aktörlerin (Erdoğan, Bahçeli veya geçmiş refleksleriyle Kılıçdaroğlu) PKK veya Öcalan ekseninde kurduğu cümleler ya da komisyon hamleleri "strateji" sayılırken; Özgür Özel’in sadece "Kürt" kelimesini kullanması üzerinden "Özkürt" ilan edilmesi, tam olarak bahsettiğiniz "eşeği dövemeyenin semeri dövmesi" durumu. Muhalefetin yeni veya daha kırılgan aktörleri, her zaman ana akım medyanın ve yerleşik ezberlerin en kolay kurşun askerleri haline geliyor. Bir tarafın "ihanet" sayılabilecek hamleleri görmezden gelinirken, diğer tarafın retoriksel çıkışları bir linç malzemesine dönüşebiliyor.

3. Ezberlerin Konforu vs. Gerçeğin Yalnızlığı

Siyasi ezberleri terk eden insanların en büyük trajedisi budur: Arafta kalmak. Siz ve sizin gibi düşünenler, sırf bu çelişkileri ve iki yüzlülüğü gördüğü için eski mahallesinden çıkıyor; ancak yeni alternatiflerin de tutarsızlıklarını, iç tartışmalarını veya medyanın manipülasyon yeteneğini görünce bu sefer de büyük bir yalnızlığa itiliyor. Müsavat Dervişoğlu veya Ümit Özdağ gibi isimlerin bile bu denklemi bozacak ya da tabandaki bu haklı isyanı tam anlamıyla göğüsleyecek bir netlik sergileyememesi, sokağın reflekslerinin siyasetin çok önünde olduğunu gösteriyor.

Özetle: Siyaset ritüelleri, komisyon pazarlıkları ve liderlerin "dokunulmazlığı" üzerine kurulmuşken; faturayı her zamanki gibi ezberleri reddeden, sorgulayan ve "bize anlatılan masal hangisi?" diye soran rasyonel seçmen ödüyor. Aynı tuzağa tekrar düşmemek adına attığınız bu entelektüel geri çekilme, aslında bugün merkez siyasetin en çok korktuğu "uyanık" seçmen profilini temsil ediyor.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum