google.com, pub-8298445685675651, DIRECT, f08c47fec0942fa0

NASİHAT GEÇER. İZ KALIR.

Yaşar Kaba ile Dil, Hafıza ve Eylem Üzerine

NASİHAT GEÇER. İZ KALIR.
11 Şubat 2026 - 23:57 - Güncelleme: 12 Şubat 2026 - 00:13

Soru: Yazılarınızda gazeteci-yazarı bir “cevher” metaforuyla anlatıyorsunuz. Neden?

Bir taş düşünün.
Dağdan kopmuş, dere yatağında sürüklenmiş, sel sularına kapılmış, zamanın içinden geçmiş…

Ama kırılmamış.

Sonunda bir kumsalda pürüzsüz bir cevher olarak duruyor.

Gazeteci de böyledir.
Yaşadığı çağın sertliklerinden geçer.
Adaletsizliğe tanık olur, mutluluğa tanık olur, trajediye tanık olur.

Ama kırılmadan hakikati taşıyabilirse kalıcı olur.


Soru: Gazeteci kime aittir?

Gazeteci kendine ait değildir.
Bir kamu görevlisi değildir ama kamuya aittir.

Yazdığı her kelime binlerce insanın önüne konur.
O yüzden hem savcıdır hem hâkimdir dedim.
Ama en önemlisi vicdanının önünde sanıktır.

Gerçeğin terazisi bozulursa yazı kalıcı olmaz.


Soru: Gençlere öğüt mü veriyorsunuz?

Hayır.
Ben öğüt vermekten çok örnek olmayı yeğlerim.

Nasihat kulağa gider.
Eylem hafızaya yazılır.

Biz öncülerimizden nasihat almadık.
Onların yürüyüşünü gördük.

Mustafa Kemal’in İzmir’de düşman bayrağını çiğnememesi bir söz değil, bir onur eylemidir.
Anzak annelerine söylediği söz bir diplomasi değil, bir vicdan eylemidir.

Söz eyleme dönüşürse iz bırakır.


Soru: Dil meselesi kitaplarınızın merkezinde. Neden dil?

Çünkü dil yalnızca iletişim aracı değildir.
Dil bir milletin hafızasıdır.

Toprak işgal edilebilir.
Ekonomi zayıflayabilir.
Sistemler değişebilir.

Ama dil kırılırsa hafıza kırılır.

Ben dil üzerine yazarken bir gramer meselesi yazmıyorum.
Bir varoluş meselesi yazıyorum.


Soru: Okul yıllarınızda dil bilinci nasıl şekillendi?

Dil bilgisinden hep en yüksek notları alırdım.
Zamir, fiil, bağlaç… Hepsini bilirdim.

Ama yıllarca şunu sordum:
Bunların hayattaki karşılığı ne?

Bir bağlaç iki kelimeyi değil, iki düşünceyi bağlar.
Bir fiil yalnızca hareketi değil, iradeyi gösterir.

Biz çocuklara kuralları öğrettik.
Ama dilin ruhunu yeterince anlatamadık.


Soru: Eğitimle ilgili verdiğiniz örnek dikkat çekici…

Bir yakınımın çocuğu İngilizceden 9, Türkçeden 5 aldı.

Baba öğretmene sordu.
 

“Hocam Ben bu çocuğu okula gönderdiğimde Türkçe biliyordu. 

Bu cümle bir aynaydı.

Yabancı dil öğrenmek güzeldir.
Ama anadilinde derinleşememek düşündürücüdür.

Sorun İngilizce değil.
Sorun Türkçeyi derinleştirememek.

Anadil düşüncenin evidir.


Soru: Dil ile sevgi arasında nasıl bir bağ var?

Dil sevgiyle büyür.
Sevgi unutulursa dil sertleşir.

Sertleşen dil toplumu böler.
Sevgi dili toplumu birleştirir.

İnsanlığın sorunu dil değil;
dilin sevgiden koparılmasıdır.


Soru: Kitaplarınız ticari bir hedef taşımıyor diyorsunuz…

Bu çalışmalar bir ışık geçirme çabasıdır.

Eğer bir genç bir kelimeye yeniden bakarsa,
bir damgayı yeniden düşünürse,
bir cümledeki kökü fark ederse,

o zaman kitap amacına ulaşmıştır.

Biz bir merdiven çıkarız.
Bizden sonra gelen daha yukarı çıkar.

Öncülük zirveye çıkmak değil,
merdiveni inşa etmektir.


Son söz?

Nasihat geçer.
İz kalır.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum