YILMAZ BAYAT: HERŞEY İNSAN İÇİN İNSANA GÖRE VE İNSANCA OLMALIDIR.
Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programı, farklı siyasi görüşleri aynı sofrada buluşturarak birlik ve beraberlik mesajlarına sahne oldu. İftar sonrası sö alan Eski Üsküdar Belediye başkanı ve Saadet Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Bayat; Herşey insan için insana göre ve insanca olmalıdır. Bunu ancak, bu toprakların insanı yapabilir, bizler yapabiliriz Çünkü bizim medeniyetimiz batı medeniyetinden üstün olduğunu biliriz. Muhterem arkadaşlar Türkiye nevzuhur bir devlet değildir. Binlerce yıllık
09 Mart 2026 - 18:17
Üsküdar’da düzenlenen anlamlı bir iftar programıyla taçlandı. Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı Hüseyin Çakmak’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmaya; siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
"Ramazan Kalbin Arınmasıdır"
Programda konuklara hitap eden Hüseyin Çakmak, Ramazan ayının sadece bir ibadet değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en yüksek seviyeye çıktığı bir "rahmet mevsimi" olduğunu vurguladı. Çakmak, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Ramazan ayı; sadece aç kalmak değil, kalbin arınmasıdır. Merhametin çoğaldığı, paylaşmanın arttığı ve kardeşliğin güçlendiği bu iklimde, bugün burada çok güzel bir tabloya şahitlik ediyoruz."
Siyasi Farklılıklar Aynı Sofrada
Farklı siyasi partilerden temsilcilerin aynı sofrayı paylaşmasının önemine dikkat çeken Çakmak, milli birlik vurgusu yaparak Mehmet Akif Ersoy’un, "Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez" dizelerini hatırlattı. Siyasetin bir hizmet aracı olduğunu belirten Çakmak, "Farklı düşüncelere sahip olabiliriz ancak hepimizin ortak paydası bu aziz millet, bu güzel vatan ve şanlı bayrağımızdır," dedi.
"Hedefimiz Daha Güçlü Bir Türkiye"
Konuşmasının devamında adalet ve huzur vurgusu yapan Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı, Ramazan’ın getirdiği bu birleştirici ruhun yılın tamamına yayılması gerektiğini ifade etti. Program, davetlilerin edilen dualara eşlik etmesi ve çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
Üsküdar’da düzenlenen anlamlı bir iftar programıyla taçlandı. Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı Hüseyin Çakmak’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmaya; siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Genel Başkan Yardımcısı YIlmaz Bayat;
Aziz misafirler,
kıymetli dostlar,
değerli gönül insanları…
Hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.
Cenab-ı Hak tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul eylesin.
Ramazan ayı, Müslüman toplumların en derin ve en köklü tecrübelerinden biridir. Ramazan, sadece aç kalama ayı olmadığı gibi, Oruç sadece aç kalmak değildir.
Çünkü Ramazan sadece bir ibadet değildir. Ramazan aynı zamanda insanın kendisini yeniden hatırladığı bir zaman dilimidir. Ramazan nefsin terbiye edildiği, gönlün genişletildiği, merhametin çoğaltıldığı bir arınma ayıdır.
Ramazan bize açlıkla sabrın, paylaşmayla kardeşliğin, mazlumun halinin öğretildiği bir mevsimidir.
İnsan yıl boyunca hayatın koşuşturması içinde pek çok şeyi unutur.
Neden yaşadığını unutur.
Neye inandığını unutur.
Neye değer verdiğini unutur.
Ramazan işte bu unutkanlığı gideren bir ay gibidir. Ramazan, insanı da toplumu da inşa eden bir mekteptir.
Ramazan geldiğinde insan yeniden düşünmeye başlar:
Ben kimim?
Nereden geldim?
Nereye gidiyorum?
Ama Ramazan’ın bir yönü daha vardır. Ramazan sadece bireysel bir ibadet değildir.
Ramazan aynı zamanda bir toplumun karakterini ortaya çıkaran bir aydır.
Bir toplumun merhameti, paylaşma kültürü, komşuluk anlayışı ve ahlakı en çok Ramazan ayında görünür.
Bugün konuşacağımız konu da tam olarak budur:
Bir şehrin Ramazan’ı. Ama herhangi bir şehir değil.
Üsküdar: İstanbul’un fethinden 101 yıl önce Osmanlı topraklarına katılan kadim bir şehirdir.
Üsküdar; tarihin, medeniyetin, vakıf ruhunun ve sehâvetin merkezlerinden biridir.
Üsküdar sadece İstanbul’un bir ilçesi değildir.
Üsküdar bir sanat, edebiyat ve kültürdür merkezidir.
Üsküdar bir hatıradır.
Üsküdar, Osmanlı’dan bugüne uzanan bir medeniyet hafızasıdır.
Aynı zamanda bir Üsküdarlı olan Yahya Kemal, Üsküdar için şöyle der:
Üsküdar, bir ulu rüyayı görenler şehri,
Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri,
Hepsi der, hangi şehir görmüş onun gördüğünü
Bizim İstanbul’u fethettiğimiz o mutlu günü.
Evet aynı zamanda Üsküdar, manevi havası yüksek bir şehirdir. Aziz Mahmut Hüdai Hz., Karaca Ahmet Hz., Kartal Baba Hz., Abdul Fettah el Bağdadi Hz. Feyzullah Hindi Hz. Gibi birçok evliyayı bağrında taşır. Bu özelliğinden dolayı Üsküdar’a manevi Payitahttır denir. Birçok önemli şahsiyetleri bağrında saklayan Karaca Ahmed mezarlığı ise ayrı bir dünyadır Üsküdarda.
Üsküdar’ın sokaklarında yürüdüğünüzde sadece taş binaları değil, tarihin izlerini görürsünüz.
Aziz Mahmud Hüdai’nin nefesini hissedersiniz.
Mihrimah Sultan’ın, Gülnuş Emetullah valide sultanın vakıflarını görürsünüz.
Valide-i Atik Camii’nin gölgesinde geçmiş zamanların sesini duyarsınız.
Üsküdar sadece bir ilçe değil Anadolu’nun kapısıdır. Hac kervanları ve sürre alayları burada toplanır ve ayrılık çeşmesinden uğurlanırdı. Üsküdar’dan yola çıkan deniz aşmadan Kâbe’ye varır. Bunun için Osmanlı Kâbe toprağını Üsküdar’dan başlatmış. Harem ismi de buradan gelir.
Muhterem Arkadaşlar;
Osmanlı kültüründe şehirler karakterleri ile anılırdı. Bazı şehirler ilmiyle, bazıları ticaretiyle, bazıları da cömertliğiyle anılırdı.
Üsküdarlıların özelliği tek kelime ile anılır. Sehavet.
Sehavet Nedir? Sehavet kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir. Cömertlik, demektir
Ama sehavet sadece zenginlerin fakirlere yardım etmesi değildir.
Sehâvet bir hayat anlayışıdır.
Sehâvet, gönül açıklığıdır, sehavet sofranın geniş olmasıdır, sehavet ; kapının kilitsiz olmasıdır.
Başkasının ihtiyacını kendi ihtiyacından önce düşünmek demektir.
Sehâvet demek, bir lokmayı paylaşmak demektir.
Bu özellik sadece bir sınıfa ait değildir.
Zengin de cömertti. Esnaf da cömertti. Mahalleli de cömertti.
Eski Üsküdar’da ticaret anlayışı bugünkünden çok farklıydı.
Bugün ticaret çoğu zaman maddi kazanç ve rekabet üzerine kuruludur.
Ama o zamanlar da ticaret bereket üzerine kuruluydu.
Bir esnaf sabah dükkânını açtığında ilk müşteriyi almak istemezdi.
Eğer komşu dükkân henüz siftah etmemişse şöyle derdi:
“Efendim, komşum henüz siftah etmedi. Alışverişinizi ondan yaparsanız sevinirim.” Bu davranış sadece bir nezaket değildi.
Bu bir ticaret ahlakıydı. Çünkü o insanlar şuna inanıyordu:
Hakkı gözeterek yapılan ticaret büyük bir ibadettir ve “Helal kazanç bereket getirir.”
Eski Üsküdar’da bir başka dikkat çekici davranış daha vardı.
Esnaf teraziyi tam dengeye getirdikten sonra tartılan üründen biraz daha koyardı.
Esnaf buna “Bu da bereket payı.” derdi
Bugün bu davranış bize tuhaf gelebilir.
Ama o zamanlar bu, ticaretin bir parçasıydı.
Çünkü onlar için kazanç sadece para değildi.
Helal kazanç önemli bir ibadet olarak bilindiğinden maksat dua almaktı.
Sadaka Taşları
Üsküdar’ın en etkileyici geleneklerinden biri de sokaklardaki Sadaka Taşlarıydı. Mahallelerde bu taş bulunurdu. Bu taşın küçük bir oyuğu vardı. İnsanlar teravih namazına giderken o oyuğa para bırakırdı.
Namazdan sonra ihtiyaç sahipleri gelir ve sadece ihtiyaçları kadarını alırdı. Kimse paranın tamamını almazdı.
Çünkü herkes şunu bilirdi:
Bu para benim değil.
Bu para ihtiyacı olanın hakkıdır.
Bu yardım sisteminde üç şey yoktu:
• gösteriş yoktu, • reklam yoktu,• duyuru yoktu
Ama insanlık vardı.
Muhterem Kardeşlerim ;1995’te ramazan çadırını kurmakla unutulmaya yüz tutmuş olan Üsküdar sehaveti geleneğini yeniden hatırladık.
Ramazan Çadırı; Üsküdar sahavetinin, Üsküdarlılar arasında tarihten bugüne bilinen paylaşma duygusunun, görkemli bir yansıması olmuştur.
Ramazan çadırı; şehir hayatının karmaşasına bir karşı duruştur ve insanımızı sevgiye barışa kardeşliğe davet eder.
Çadır yoksulları ve varlıklıları birleştiren bir sembol haline gelmiştir. Çünkü mesele yemek değildi. Mesele paylaşmaktı. Mesele birlikte olmaktı, mesele aynı sofrada oturabilmekti.
Değerli dostlar, Ramazan çadırında menü tekti. Çorba, etli ya da tavuklu pilav ve tatlı dan oluşan menü her gün tekrar edilirdi ki ihtiyaç sahipleri gelsin., Çorba ve pilav belediye mutfağında pişirilir ve servis edilirdi.
Günün masrafı bir kişi tarafında veya birkaç kişi tarafından ortak paylaşılırdı. Bu uygulama toplumsal dayanışmanın en güzel örneği olmuş ve toplumuz arasında sevginin ve muhabbetin gelişmesine önemli katkılar sağladığına inanıyorum.
‘95 Ramazan’ında Üsküdar’da kurulan bu çadır, sadece bir iftar organizasyonu değildi; çadır ramazan süresince ilim kültür ve sanat merkezi olmuştur. Teravih namazı sonrası dostların buluşma noktası ve hasret giderme mekânı olmuştur.
Çadır, Türkiye’de bir hayır modelinin başlangıcı oldu. Bu model, bir ülkenin Ramazan pratiğini değiştirdi.
Bugün birçok şehirde gördüğümüz Ramazan çadırlarının, iftar sofralarının ilham kaynağı Üsküdar ramazan çadırı olmuştur.
Bugün bu Ramazan akşamında kalbimizin bir tarafı hüzünle doludur.
Gazze’de yaşananlar yüreğimizi yakmaktadır.
Orada yaşananlar sadece bir savaş değildir. Orada yaşananlar insanlığın vicdanını derinden yaralayan büyük bir zulümdür. Bir soy kırımdır.
Ne yazık ki dünya yönetimleri bu zulüm karşısında sessiz kalmayı seçtiler ve üç maymunu oynadılar. Buna karşın halklar zulme sessiz kalamadı.
Vicdan sahibi insanlar Gazze deki insanlık dışı uygulamalardan dolayı ayağa kalktılar.
Bu ayağa kalkışı insanlığın yeniden dirilişinin işaret fişeği olarak görüyorum ve geleceğe dair umutlarımı canlı tutuyor.
Menfaate, güce ve hazza dayalı bu dünya düzenin insanlığa huzur getiremediğini ve getiremeyeceğini biliyoruz artık.
Bölgemizde siyonist hedefli; gücü merkeze koyan, menfaat ve çıkar eksenli yeni bir tehlike daha büyüyor. Terör örgütü İsraillin, ABD yi kullanarak başlattığı bu savaş, bütün Ortadoğu’yu ateşe verebilecek bir noktaya gelmiştir ve nihai hedefin Türkiye olacağı açıktan dile getirilmektedir. Onlara buradan sesleniyoruz, sakın ha sakın bize bulaşmayın.
Aziz dostlar; Hak ve adalet eksenli insanı merkeze alan yeni bir dünyanın düzeninin kurulması zamanı gelmiştir. Herşey insan için insana göre ve insanca olmalıdır.
Bunu ancak, bu toprakların insanı yapabilir, bizler yapabiliriz. Çünkü bizim medeniyetimiz batı medeniyetinden üstün olduğunu biliriz.
Muhterem arkadaşlar Türkiye nevzuhur bir devlet değildir. Binlerce yıllık devlet geleneği olan ve muhteşem bir tarihin mirasçıları ve islam milletlerine öncülük etmiş bir milletin evlatlarıyız.
Dünyanın en stratejik coğrafyasında bulunuyoruz, bizim bu kritik topraklarda güçlü olmamız olmazsa olmaz şartımızdır.
Batılılar nezdinde biz millet olarak, hangi düşünce, hangi parti, hangi ırk, hangi din ya da mezhepten olursak olalım hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Hepimiz aynıyız ve aynı milletin aynı medeniyetin varisleriyiz. Emellerini gerçekleştirmek için işlerini gördürünceye, kadar sırtımızı sıvazlarlar o kadar. Yaşadığımız tarih dilimi örneklerle doludur.
Değerli dostla bizim en büyük gücümüz birlik ve beraberliğimizdir.
Bir olduğumuz zaman,
Beraber olduğumuz zaman,
kardeş olduğumuz zaman,
Üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir mesele, hiçbir zorluk yoktur.
Çok dikkatli olmak zorundayız, Birliğimizi beraberliğimizi bozacak her türlü, söz, fiil, davranış ve tavırdan uzak durmalıyız.
Sözlerime son verirken, bu mübarek Ramazan ayının; başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanında zulüm altında yaşayan insanların kurtuluşuna vesile olmasını ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Cenab-ı Hak kalplerimizi merhametle doldursun. Sevgi ve muhabbetimizi ve birlikte yaşama kültürümüzü kuvvetlendirsin.
Ramazan’ın bereketi hayatımıza yayılsın.
Hepinize hayırlı Ramazanlar temenni ediyorum. Yaklaşmakta olan Ramazan Bayramınızı da şimdiden kutluyorum.
İftar soframıza iştiraklerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız İftar soframızın kardeşliğimizi güçlendirmesini temenni ediyor, Hepinizi hürmet ve muhabbetle, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Allah’a emanet olun.
"Ramazan Kalbin Arınmasıdır"
Programda konuklara hitap eden Hüseyin Çakmak, Ramazan ayının sadece bir ibadet değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en yüksek seviyeye çıktığı bir "rahmet mevsimi" olduğunu vurguladı. Çakmak, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Ramazan ayı; sadece aç kalmak değil, kalbin arınmasıdır. Merhametin çoğaldığı, paylaşmanın arttığı ve kardeşliğin güçlendiği bu iklimde, bugün burada çok güzel bir tabloya şahitlik ediyoruz."
Siyasi Farklılıklar Aynı Sofrada
Farklı siyasi partilerden temsilcilerin aynı sofrayı paylaşmasının önemine dikkat çeken Çakmak, milli birlik vurgusu yaparak Mehmet Akif Ersoy’un, "Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez" dizelerini hatırlattı. Siyasetin bir hizmet aracı olduğunu belirten Çakmak, "Farklı düşüncelere sahip olabiliriz ancak hepimizin ortak paydası bu aziz millet, bu güzel vatan ve şanlı bayrağımızdır," dedi.
"Hedefimiz Daha Güçlü Bir Türkiye"
Konuşmasının devamında adalet ve huzur vurgusu yapan Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı, Ramazan’ın getirdiği bu birleştirici ruhun yılın tamamına yayılması gerektiğini ifade etti. Program, davetlilerin edilen dualara eşlik etmesi ve çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
"Ramazan Kalbin Arınmasıdır"
Programda konuklara hitap eden Hüseyin Çakmak, Ramazan ayının sadece bir ibadet değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en yüksek seviyeye çıktığı bir "rahmet mevsimi" olduğunu vurguladı. Çakmak, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Ramazan ayı; sadece aç kalmak değil, kalbin arınmasıdır. Merhametin çoğaldığı, paylaşmanın arttığı ve kardeşliğin güçlendiği bu iklimde, bugün burada çok güzel bir tabloya şahitlik ediyoruz."
Siyasi Farklılıklar Aynı Sofrada
Farklı siyasi partilerden temsilcilerin aynı sofrayı paylaşmasının önemine dikkat çeken Çakmak, milli birlik vurgusu yaparak Mehmet Akif Ersoy’un, "Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez" dizelerini hatırlattı. Siyasetin bir hizmet aracı olduğunu belirten Çakmak, "Farklı düşüncelere sahip olabiliriz ancak hepimizin ortak paydası bu aziz millet, bu güzel vatan ve şanlı bayrağımızdır," dedi.
"Hedefimiz Daha Güçlü Bir Türkiye"
Konuşmasının devamında adalet ve huzur vurgusu yapan Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı, Ramazan’ın getirdiği bu birleştirici ruhun yılın tamamına yayılması gerektiğini ifade etti. Program, davetlilerin edilen dualara eşlik etmesi ve çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
Üsküdar’da düzenlenen anlamlı bir iftar programıyla taçlandı. Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı Hüseyin Çakmak’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmaya; siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Genel Başkan Yardımcısı YIlmaz Bayat;
Aziz misafirler,
kıymetli dostlar,
değerli gönül insanları…
Hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.
Cenab-ı Hak tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul eylesin.
Ramazan ayı, Müslüman toplumların en derin ve en köklü tecrübelerinden biridir. Ramazan, sadece aç kalama ayı olmadığı gibi, Oruç sadece aç kalmak değildir.
Çünkü Ramazan sadece bir ibadet değildir. Ramazan aynı zamanda insanın kendisini yeniden hatırladığı bir zaman dilimidir. Ramazan nefsin terbiye edildiği, gönlün genişletildiği, merhametin çoğaltıldığı bir arınma ayıdır.
Ramazan bize açlıkla sabrın, paylaşmayla kardeşliğin, mazlumun halinin öğretildiği bir mevsimidir.
İnsan yıl boyunca hayatın koşuşturması içinde pek çok şeyi unutur.
Neden yaşadığını unutur.
Neye inandığını unutur.
Neye değer verdiğini unutur.
Ramazan işte bu unutkanlığı gideren bir ay gibidir. Ramazan, insanı da toplumu da inşa eden bir mekteptir.
Ramazan geldiğinde insan yeniden düşünmeye başlar:
Ben kimim?
Nereden geldim?
Nereye gidiyorum?
Ama Ramazan’ın bir yönü daha vardır. Ramazan sadece bireysel bir ibadet değildir.
Ramazan aynı zamanda bir toplumun karakterini ortaya çıkaran bir aydır.
Bir toplumun merhameti, paylaşma kültürü, komşuluk anlayışı ve ahlakı en çok Ramazan ayında görünür.
Bugün konuşacağımız konu da tam olarak budur:
Bir şehrin Ramazan’ı. Ama herhangi bir şehir değil.
Üsküdar: İstanbul’un fethinden 101 yıl önce Osmanlı topraklarına katılan kadim bir şehirdir.
Üsküdar; tarihin, medeniyetin, vakıf ruhunun ve sehâvetin merkezlerinden biridir.
Üsküdar sadece İstanbul’un bir ilçesi değildir.
Üsküdar bir sanat, edebiyat ve kültürdür merkezidir.
Üsküdar bir hatıradır.
Üsküdar, Osmanlı’dan bugüne uzanan bir medeniyet hafızasıdır.
Aynı zamanda bir Üsküdarlı olan Yahya Kemal, Üsküdar için şöyle der:
Üsküdar, bir ulu rüyayı görenler şehri,
Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri,
Hepsi der, hangi şehir görmüş onun gördüğünü
Bizim İstanbul’u fethettiğimiz o mutlu günü.
Evet aynı zamanda Üsküdar, manevi havası yüksek bir şehirdir. Aziz Mahmut Hüdai Hz., Karaca Ahmet Hz., Kartal Baba Hz., Abdul Fettah el Bağdadi Hz. Feyzullah Hindi Hz. Gibi birçok evliyayı bağrında taşır. Bu özelliğinden dolayı Üsküdar’a manevi Payitahttır denir. Birçok önemli şahsiyetleri bağrında saklayan Karaca Ahmed mezarlığı ise ayrı bir dünyadır Üsküdarda.
Üsküdar’ın sokaklarında yürüdüğünüzde sadece taş binaları değil, tarihin izlerini görürsünüz.
Aziz Mahmud Hüdai’nin nefesini hissedersiniz.
Mihrimah Sultan’ın, Gülnuş Emetullah valide sultanın vakıflarını görürsünüz.
Valide-i Atik Camii’nin gölgesinde geçmiş zamanların sesini duyarsınız.
Üsküdar sadece bir ilçe değil Anadolu’nun kapısıdır. Hac kervanları ve sürre alayları burada toplanır ve ayrılık çeşmesinden uğurlanırdı. Üsküdar’dan yola çıkan deniz aşmadan Kâbe’ye varır. Bunun için Osmanlı Kâbe toprağını Üsküdar’dan başlatmış. Harem ismi de buradan gelir.
Muhterem Arkadaşlar;
Osmanlı kültüründe şehirler karakterleri ile anılırdı. Bazı şehirler ilmiyle, bazıları ticaretiyle, bazıları da cömertliğiyle anılırdı.
Üsküdarlıların özelliği tek kelime ile anılır. Sehavet.
Sehavet Nedir? Sehavet kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir. Cömertlik, demektir
Ama sehavet sadece zenginlerin fakirlere yardım etmesi değildir.
Sehâvet bir hayat anlayışıdır.
Sehâvet, gönül açıklığıdır, sehavet sofranın geniş olmasıdır, sehavet ; kapının kilitsiz olmasıdır.
Başkasının ihtiyacını kendi ihtiyacından önce düşünmek demektir.
Sehâvet demek, bir lokmayı paylaşmak demektir.
Bu özellik sadece bir sınıfa ait değildir.
Zengin de cömertti. Esnaf da cömertti. Mahalleli de cömertti.
Eski Üsküdar’da ticaret anlayışı bugünkünden çok farklıydı.
Bugün ticaret çoğu zaman maddi kazanç ve rekabet üzerine kuruludur.
Ama o zamanlar da ticaret bereket üzerine kuruluydu.
Bir esnaf sabah dükkânını açtığında ilk müşteriyi almak istemezdi.
Eğer komşu dükkân henüz siftah etmemişse şöyle derdi:
“Efendim, komşum henüz siftah etmedi. Alışverişinizi ondan yaparsanız sevinirim.” Bu davranış sadece bir nezaket değildi.
Bu bir ticaret ahlakıydı. Çünkü o insanlar şuna inanıyordu:
Hakkı gözeterek yapılan ticaret büyük bir ibadettir ve “Helal kazanç bereket getirir.”
Eski Üsküdar’da bir başka dikkat çekici davranış daha vardı.
Esnaf teraziyi tam dengeye getirdikten sonra tartılan üründen biraz daha koyardı.
Esnaf buna “Bu da bereket payı.” derdi
Bugün bu davranış bize tuhaf gelebilir.
Ama o zamanlar bu, ticaretin bir parçasıydı.
Çünkü onlar için kazanç sadece para değildi.
Helal kazanç önemli bir ibadet olarak bilindiğinden maksat dua almaktı.
Sadaka Taşları
Üsküdar’ın en etkileyici geleneklerinden biri de sokaklardaki Sadaka Taşlarıydı. Mahallelerde bu taş bulunurdu. Bu taşın küçük bir oyuğu vardı. İnsanlar teravih namazına giderken o oyuğa para bırakırdı.
Namazdan sonra ihtiyaç sahipleri gelir ve sadece ihtiyaçları kadarını alırdı. Kimse paranın tamamını almazdı.
Çünkü herkes şunu bilirdi:
Bu para benim değil.
Bu para ihtiyacı olanın hakkıdır.
Bu yardım sisteminde üç şey yoktu:
• gösteriş yoktu, • reklam yoktu,• duyuru yoktu
Ama insanlık vardı.
Muhterem Kardeşlerim ;1995’te ramazan çadırını kurmakla unutulmaya yüz tutmuş olan Üsküdar sehaveti geleneğini yeniden hatırladık.
Ramazan Çadırı; Üsküdar sahavetinin, Üsküdarlılar arasında tarihten bugüne bilinen paylaşma duygusunun, görkemli bir yansıması olmuştur.
Ramazan çadırı; şehir hayatının karmaşasına bir karşı duruştur ve insanımızı sevgiye barışa kardeşliğe davet eder.
Çadır yoksulları ve varlıklıları birleştiren bir sembol haline gelmiştir. Çünkü mesele yemek değildi. Mesele paylaşmaktı. Mesele birlikte olmaktı, mesele aynı sofrada oturabilmekti.
Değerli dostlar, Ramazan çadırında menü tekti. Çorba, etli ya da tavuklu pilav ve tatlı dan oluşan menü her gün tekrar edilirdi ki ihtiyaç sahipleri gelsin., Çorba ve pilav belediye mutfağında pişirilir ve servis edilirdi.
Günün masrafı bir kişi tarafında veya birkaç kişi tarafından ortak paylaşılırdı. Bu uygulama toplumsal dayanışmanın en güzel örneği olmuş ve toplumuz arasında sevginin ve muhabbetin gelişmesine önemli katkılar sağladığına inanıyorum.
‘95 Ramazan’ında Üsküdar’da kurulan bu çadır, sadece bir iftar organizasyonu değildi; çadır ramazan süresince ilim kültür ve sanat merkezi olmuştur. Teravih namazı sonrası dostların buluşma noktası ve hasret giderme mekânı olmuştur.
Çadır, Türkiye’de bir hayır modelinin başlangıcı oldu. Bu model, bir ülkenin Ramazan pratiğini değiştirdi.
Bugün birçok şehirde gördüğümüz Ramazan çadırlarının, iftar sofralarının ilham kaynağı Üsküdar ramazan çadırı olmuştur.
Bugün bu Ramazan akşamında kalbimizin bir tarafı hüzünle doludur.
Gazze’de yaşananlar yüreğimizi yakmaktadır.
Orada yaşananlar sadece bir savaş değildir. Orada yaşananlar insanlığın vicdanını derinden yaralayan büyük bir zulümdür. Bir soy kırımdır.
Ne yazık ki dünya yönetimleri bu zulüm karşısında sessiz kalmayı seçtiler ve üç maymunu oynadılar. Buna karşın halklar zulme sessiz kalamadı.
Vicdan sahibi insanlar Gazze deki insanlık dışı uygulamalardan dolayı ayağa kalktılar.
Bu ayağa kalkışı insanlığın yeniden dirilişinin işaret fişeği olarak görüyorum ve geleceğe dair umutlarımı canlı tutuyor.
Menfaate, güce ve hazza dayalı bu dünya düzenin insanlığa huzur getiremediğini ve getiremeyeceğini biliyoruz artık.
Bölgemizde siyonist hedefli; gücü merkeze koyan, menfaat ve çıkar eksenli yeni bir tehlike daha büyüyor. Terör örgütü İsraillin, ABD yi kullanarak başlattığı bu savaş, bütün Ortadoğu’yu ateşe verebilecek bir noktaya gelmiştir ve nihai hedefin Türkiye olacağı açıktan dile getirilmektedir. Onlara buradan sesleniyoruz, sakın ha sakın bize bulaşmayın.
Aziz dostlar; Hak ve adalet eksenli insanı merkeze alan yeni bir dünyanın düzeninin kurulması zamanı gelmiştir. Herşey insan için insana göre ve insanca olmalıdır.
Bunu ancak, bu toprakların insanı yapabilir, bizler yapabiliriz. Çünkü bizim medeniyetimiz batı medeniyetinden üstün olduğunu biliriz.
Muhterem arkadaşlar Türkiye nevzuhur bir devlet değildir. Binlerce yıllık devlet geleneği olan ve muhteşem bir tarihin mirasçıları ve islam milletlerine öncülük etmiş bir milletin evlatlarıyız.
Dünyanın en stratejik coğrafyasında bulunuyoruz, bizim bu kritik topraklarda güçlü olmamız olmazsa olmaz şartımızdır.
Batılılar nezdinde biz millet olarak, hangi düşünce, hangi parti, hangi ırk, hangi din ya da mezhepten olursak olalım hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Hepimiz aynıyız ve aynı milletin aynı medeniyetin varisleriyiz. Emellerini gerçekleştirmek için işlerini gördürünceye, kadar sırtımızı sıvazlarlar o kadar. Yaşadığımız tarih dilimi örneklerle doludur.
Değerli dostla bizim en büyük gücümüz birlik ve beraberliğimizdir.
Bir olduğumuz zaman,
Beraber olduğumuz zaman,
kardeş olduğumuz zaman,
Üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir mesele, hiçbir zorluk yoktur.
Çok dikkatli olmak zorundayız, Birliğimizi beraberliğimizi bozacak her türlü, söz, fiil, davranış ve tavırdan uzak durmalıyız.
Sözlerime son verirken, bu mübarek Ramazan ayının; başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanında zulüm altında yaşayan insanların kurtuluşuna vesile olmasını ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Cenab-ı Hak kalplerimizi merhametle doldursun. Sevgi ve muhabbetimizi ve birlikte yaşama kültürümüzü kuvvetlendirsin.
Ramazan’ın bereketi hayatımıza yayılsın.
Hepinize hayırlı Ramazanlar temenni ediyorum. Yaklaşmakta olan Ramazan Bayramınızı da şimdiden kutluyorum.
İftar soframıza iştiraklerinizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız İftar soframızın kardeşliğimizi güçlendirmesini temenni ediyor, Hepinizi hürmet ve muhabbetle, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Allah’a emanet olun.
"Ramazan Kalbin Arınmasıdır"
Programda konuklara hitap eden Hüseyin Çakmak, Ramazan ayının sadece bir ibadet değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en yüksek seviyeye çıktığı bir "rahmet mevsimi" olduğunu vurguladı. Çakmak, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Ramazan ayı; sadece aç kalmak değil, kalbin arınmasıdır. Merhametin çoğaldığı, paylaşmanın arttığı ve kardeşliğin güçlendiği bu iklimde, bugün burada çok güzel bir tabloya şahitlik ediyoruz."
Siyasi Farklılıklar Aynı Sofrada
Farklı siyasi partilerden temsilcilerin aynı sofrayı paylaşmasının önemine dikkat çeken Çakmak, milli birlik vurgusu yaparak Mehmet Akif Ersoy’un, "Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez" dizelerini hatırlattı. Siyasetin bir hizmet aracı olduğunu belirten Çakmak, "Farklı düşüncelere sahip olabiliriz ancak hepimizin ortak paydası bu aziz millet, bu güzel vatan ve şanlı bayrağımızdır," dedi.
"Hedefimiz Daha Güçlü Bir Türkiye"
Konuşmasının devamında adalet ve huzur vurgusu yapan Saadet Partisi Üsküdar İlçe Başkanı, Ramazan’ın getirdiği bu birleştirici ruhun yılın tamamına yayılması gerektiğini ifade etti. Program, davetlilerin edilen dualara eşlik etmesi ve çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.






FACEBOOK YORUMLAR