Büyük insan, önce kendini büyütendir. Sabırla çalışır. Çünkü bilir ki doğru karar verme yetisi bir günde oluşmaz. Büyük insan ani karar vermez. Çünkü o kararın arkasında emek vardır. Küçük insan ise farklıdır. Eline geçen yetkiyi büyüklük zanneder. Yetenek çalışmayla oluşur. Küçük insan çoğu zaman kendini geliştirme zahmetine girmez. Ama görünmek ister. İşte o noktada taklit başlar. Sert üslup büyüklük zannedilir. Aslında yeteneksizdir. Gürültü üretir. Gerçek büyüklük ise sessizdir. Büyük insan “bilmiyorum” diyebilir. Çünkü büyüklük savunmayla değil, özgüvenle ilgilidir. Küçük insan savunma yapar. Küçük insan taklit eder. Sonunda zaman kimin gerçekten büyük olduğunu gösterir. Büyüklük ilan edilmez. Ve gerçekten büyük olan, bunu söylemeye ihtiyaç duymaz. İstersen bunu biraz daha politik göndermeli yapabiliriz. Nasıl istersin?Büyük insan olmak bir unvan meselesi değildir.
Bir koltuğa oturmakla, bir yetkiyi ele geçirmekle ya da yüksek sesle konuşmakla kimse büyümez.
Ne olmak istiyorsa onun gereklerini yerine getirir.
Okur. Araştırır. Gözlemler. Dinler.
Kendinden daha bilenleri izler.
Eksiklerini fark eder ve tamamlamak için çaba sarf eder.
İnsan zihninin karar kalitesi, yılların birikiminin ürünüdür.
Bilinçaltı, muhakeme gücü, olaylara yaklaşım biçimi; hepsi zamanla olgunlaşır.
Sakin dinler.
Anlamaya çalışır.
Doğru teşhis koyar.
Ve karar verdiğinde o karar çoğu zaman isabetlidir.
Oysa yetki, yetenek değildir.
Olgunluk sabırla oluşur.
Derinlik zamanla oluşur.
Bulunduğu seviyeyi yeterli görür.
Ya da küçük kalmak işine gelir.
Büyük görünmek ister.
Hızlı karar vermek cesaret zannedilir.
Yüksek sesle konuşmak liderlik zannedilir.
Ama yetenekliymiş gibi davranır.
Beceriksizliğini büyük laflarla örtmeye çalışır.
Gösteriş yapar.
Fakat derinlik yoktur.
Geri adım atabilir.
Hatalarını kabul edebilir.
Büyük insan üretim yapar.
Büyük insan inşa eder.
Taklit geçicidir.
Emek kalıcıdır.
Büyüklük ispat edilmez.
Büyüklük, yapılan işin kalitesinde kendini gösterir.
Ya da tamamen felsefi çerçevede bırakabiliriz.


FACEBOOK YORUMLAR