TEMEL GIDA LÜKS HALİNE GELDİ
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Yeminli Mali Müşavir Cihat Çetinkaya, yaşananların sıradan bir “hayat pahalılığı” olmadığını, bunun çok daha derin bir fakirleşme süreci olduğunu vurguladı. Çetinkaya, temel gıda ürünlerindeki artışın artık hane bütçesini sürdürülemez noktaya taşıdığını ifade etti.
23 Şubat 2026 - 16:36
TEMEL GIDA LÜKS HALİNE GELDİ
Elmanın 100 liraya yaklaştığı, zeytin, peynir ve yumurtanın dar gelirli için ciddi bir yük haline geldiği bir dönemin yaşandığını belirten Çetinkaya, “Bir yumurta 9–11 lira bandında. Dört kişilik bir aile günde sadece birer yumurta tüketse aylık maliyet ciddi bir rakama ulaşıyor. Bu tabloyu sadece pahalılık diye geçiştiremeyiz” dedi.
Çetinkaya, temel besin maddelerinin ulaşılabilir olmaktan çıkmasının toplumun geniş kesimlerinde ciddi bir gelir kaybı ve alım gücü erimesi yaşandığının göstergesi olduğunu söyledi.
FAKİRLİK KADER DEĞİLDİR
Türkiye’nin dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer aldığının sıkça dile getirildiğini hatırlatan Çetinkaya, kişi başına düşen milli gelir ve vatandaşın cebine giren gerçek para arasındaki farkın göz ardı edildiğini belirtti. “Rakamlarla övünmek başka, mutfağa giren gelir başka. Eğer insanlar temel gıdaya ulaşamıyorsa ortada yapısal bir sorun vardır” ifadelerini kullandı.
Fakirliğin topluma kader gibi sunulmasının büyük bir yanlış olacağını söyleyen Çetinkaya, Türkiye’nin ekonomik birikimi ve potansiyelinin bu tabloyu hak etmediğini dile getirdi.
DOLAR BASKISI VE GERÇEK EKONOMİ
Döviz kurlarının belirli bantlarda tutulmaya çalışıldığını belirten Çetinkaya, doların uzun süredir kontrollü bir seviyede baskılandığını, bunun çeşitli maliyetler doğurduğunu ifade etti. Ancak döviz, altın ve finansal enstrümanlardaki dalgalanmaların toplumun geniş kesiminin gündelik hayatındaki sorunları çözmediğini söyledi.
“Altın inmiş çıkmış, dolar bir bantta kalmış; bunlar mutfaktaki yangını söndürmüyor” diyen Çetinkaya, asıl meselenin üretim, gelir dağılımı ve alım gücü olduğunu vurguladı.
UÇUYORUZ SÖYLEMİ GERÇEKLE ÖRTÜŞMÜYOR
Ekonomide “uçuyoruz, büyüyoruz” söylemleri ile vatandaşın yaşadığı gerçeklik arasında ciddi bir kopukluk olduğunu belirten Çetinkaya, makro göstergeler ile sokaktaki hayatın birbirinden farklılaştığını ifade etti.
Çetinkaya, kalıcı çözümün kur baskısı ya da geçici finansal düzenlemelerle değil; üretimi artıran, mali disiplini sağlayan, enflasyonu düşüren ve vatandaşın gelirini gerçek anlamda artıran politikalarla mümkün olacağını kaydetti.
Elmanın 100 liraya yaklaştığı, zeytin, peynir ve yumurtanın dar gelirli için ciddi bir yük haline geldiği bir dönemin yaşandığını belirten Çetinkaya, “Bir yumurta 9–11 lira bandında. Dört kişilik bir aile günde sadece birer yumurta tüketse aylık maliyet ciddi bir rakama ulaşıyor. Bu tabloyu sadece pahalılık diye geçiştiremeyiz” dedi.
Çetinkaya, temel besin maddelerinin ulaşılabilir olmaktan çıkmasının toplumun geniş kesimlerinde ciddi bir gelir kaybı ve alım gücü erimesi yaşandığının göstergesi olduğunu söyledi.
FAKİRLİK KADER DEĞİLDİR
Türkiye’nin dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer aldığının sıkça dile getirildiğini hatırlatan Çetinkaya, kişi başına düşen milli gelir ve vatandaşın cebine giren gerçek para arasındaki farkın göz ardı edildiğini belirtti. “Rakamlarla övünmek başka, mutfağa giren gelir başka. Eğer insanlar temel gıdaya ulaşamıyorsa ortada yapısal bir sorun vardır” ifadelerini kullandı.
Fakirliğin topluma kader gibi sunulmasının büyük bir yanlış olacağını söyleyen Çetinkaya, Türkiye’nin ekonomik birikimi ve potansiyelinin bu tabloyu hak etmediğini dile getirdi.
DOLAR BASKISI VE GERÇEK EKONOMİ
Döviz kurlarının belirli bantlarda tutulmaya çalışıldığını belirten Çetinkaya, doların uzun süredir kontrollü bir seviyede baskılandığını, bunun çeşitli maliyetler doğurduğunu ifade etti. Ancak döviz, altın ve finansal enstrümanlardaki dalgalanmaların toplumun geniş kesiminin gündelik hayatındaki sorunları çözmediğini söyledi.
“Altın inmiş çıkmış, dolar bir bantta kalmış; bunlar mutfaktaki yangını söndürmüyor” diyen Çetinkaya, asıl meselenin üretim, gelir dağılımı ve alım gücü olduğunu vurguladı.
UÇUYORUZ SÖYLEMİ GERÇEKLE ÖRTÜŞMÜYOR
Ekonomide “uçuyoruz, büyüyoruz” söylemleri ile vatandaşın yaşadığı gerçeklik arasında ciddi bir kopukluk olduğunu belirten Çetinkaya, makro göstergeler ile sokaktaki hayatın birbirinden farklılaştığını ifade etti.
Çetinkaya, kalıcı çözümün kur baskısı ya da geçici finansal düzenlemelerle değil; üretimi artıran, mali disiplini sağlayan, enflasyonu düşüren ve vatandaşın gelirini gerçek anlamda artıran politikalarla mümkün olacağını kaydetti.







FACEBOOK YORUMLAR