google.com, pub-8298445685675651, DIRECT, f08c47fec0942fa0

SAVAŞIN, DİRENİŞİN VE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN MOSTAR'IN HİKAYESİ

“Osmanlı Gerdanlığı” olarak anılan tarihi Mostar Köprüsü, “Kanuni Sultan Süleyman’ın ihtişamını kıyamet gününe kadar bütün insanlığa hatırlatması” dileğiyle 16. yüzyılda inşa edilmişti. Ancak Yugoslavya’nın dağılmasının ardından patlak veren savaşta zümrüt yeşili Neretva’nın sularına gömüldü. “Eski Köprü bizim bedenimizin ve ruhumuzun bir parçasıdır” ve “Bizim birçok yaramız hala kanıyor” diyen Mostar İslam Kültür Merkezi Yöneticisi İrfan Čolaković, 11 Temmuz Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yıldönümünde acıları hala taze olan Bosna'nın, savaşın ağır yıkımından bugünün popüler turizm kentine uzanan hikayesini anlattı. Čolaković, “Erdoğan geldiğinde büyük bir evliya, bir sultan bizi ziyarete gelmiş gibi hissettim” sözleriyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğusevgiyi de dile getirirken, 31 Temmuz-1 Ağustos’ta düzenlenecek Red Bull Cliff Diving World Series için dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri Mostar’a davet etti.

SAVAŞIN, DİRENİŞİN VE KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN MOSTAR'IN HİKAYESİ
18 Temmuz 2026 - 12:22 - Güncelleme: 18 Temmuz 2026 - 13:22
Dünyanın farklı noktalarında çatışmalar sürerken ve insanlığın yok etme hırsının
bedelini yine masumlar öderken, savaşların şehirlerde ve toplumlarda bıraktığı yaralar
da yıllar geçse bile kapanmıyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, 1990’lı yıllarda
büyük bir yıkım yaşayan Mostar. İnsanları öldürülen, mahalleleri harabeye dönen, tarihi yapıları hasar gören, şehrin simgesi Osmanlı eseri tarihi Mostar Köprüsü Neretva’nın sularına gömülen şehir, küllerinden yeniden doğarak, yüzyıllık gelenekleri ve giderek büyüyen turizmiyle şimdi bambaşka bir dönemin hikayesini yazıyor.

Bir zamanlar yıkımın simgesi haline gelen tarihi Mostar Köprüsü’nde şimdi turistler
fotoğraf çektiriyor, gençler yüzyıllardır süren geleneği yaşatarak köprüden Neretva’ya atlıyor, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler taş sokakları dolduruyor. Savaşın
ağır yıkımından Balkanlar’ın en çok ziyaret edilen kentlerinden birine uzanan ve Türk pasaportluların vizesiz seyahat edebildikleri Mostar’da hayat artık bambaşka bir yöne akıyor. Ancak duvarlardaki kurşun izleri, harabe halindeki yapılar ve o günleri yaşayan insanların dinmeyen acıları, geçen zamana rağmen varlığını koruyor. Nitekim 11
Temmuz Srebrenitsa Katliamı'nın 31. yıldönümünü geride bıraktığımız bu süreçte,
toprağın altına saklanan gerçekler ve kalplerdeki o büyük yara, üzerinden ne
kadar zaman geçerse geçsin tazeliğini kaybetmiyor.

İSLAM KÜLTÜR MERKEZİ YÖNETİCİSİ İRFAN ČOLAKOVİĆ SORULARIMIZI
YANITLADI
Tarihi boyunca İliryalılara, Bosna Krallığı’na, Osmanlı’ya ve Avusturya-Macaristan’a
tanıklık eden; köklü gelenekleri, çok kültürlü yapısı ve yerel lezzetleriyle Bosna Hersek’in
en önemli ziyaret merkezleri arasında yer alan Mostar’ı, burada doğup büyüyen İrfan Čolaković ile konuştuk. Mostar İslam Kültür Merkezi (Islamski Kulturni Centar Mostar) Yöneticisi Čolaković; savaşın kentte ve insanlarda açtığı yaralardan şehrin binlerce yıllık geçmişine, çocukluğunun Mostar’ından bugünün popüler turizm kentine uzanan
değişimden kültürel çeşitliliğine, köprüden atlama geleneğinden Osmanlı mirasına,
Türkiye ile kurulan güçlü bağlardan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğu sevgiye
kadar pek çok konuda sorularımızı yanıtladı.

MOSTAR, BOSNA’NIN BİN YILLIK TARİHİNİ HER TAŞINDA HİSSETTİRİR
1Soru: Mostar’da doğup büyüyen biri olarak, bu şehri hiç görmemiş birine kısaca nasıl anlatırsınız?
Cevap: Mostar, farklı kültürleri, dinleri ve gelenekleri buluşturan; ruhu ise Neretva Nehri
ve Eski Köprü ile yaşayan bir şehir. Zengin tarihi, eşsiz mimarisi ve tüm zorluklara
rağmen kimliğini koruyan sıcakkanlı insanlarıyla, Bosna’nın bin yıllık tarihini Hersek’in
ve Mostar’ın her taşında hissettirir. Mostar’a bir kez gelen birinin bu şehrin güzelliğine, atmosferine ve misafirperverliğine kayıtsızkalması zordur.

2Soru: Çocukluğunuzun Mostar’ı ile bugünün popüler turizm kenti arasında ne gibi
farklar var? En büyük değişim sizce ne oldu?

Cevap: Çocukluğumun Mostar’ı daha sakin, insanların birbirine daha bağlı olduğu ve turizmden çok kent sakinlerinin günlük yaşamına odaklanan bir şehirdi. Savaştan önce Mostar, çok sayıda modern fabrikaya sahip güçlü bir sanayi merkeziydi. Bunlar arasında, sivil ve askeri uçaklar ile helikopterlerin üretildiği ve dünyanın farklı ülkelerine ihraç edildiği Sokol fabrikası da bulunuyordu. Bugün ise Mostar, dünyanın dört bir yanından ziyaretçi ağırlayan, Bosna Hersek’in en önemli turizm destinasyonlarından biri haline geldi.
En büyük değişim, savaşın ardından şehrin yeniden inşası ve turizmin gelişmesi oldu. Ancak Mostar’ın en büyük değerleri olan insanlarıyla, kendine özgü atmosferinin değişmediğine inanıyorum.

FARKLI KÜLTÜRLERİN BULUŞTUĞU ŞEHİR
3Soru: Mostar’ı anlatırken farklı kültürleri, dinleri ve gelenekleri bir araya getiren bir
şehir olduğunu söylediniz. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izleriyle şekillenen
bu geçmiş, sizce Mostar’ın bugünkü kimliğine nasıl yansıyor?

Cevap: Yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma noktası olan Mostar’da bu çeşitlilik bugün de şehrin mimarisinde, geleneklerinde ve yaşam biçiminde görülüyor. Mostar’a kendine özgü kimliğini kazandıran ve onu benzersiz kılan da tam
olarak bu zenginliktir. Geçmişimiz, birbirimize saygı göstermenin ve kültürel mirasımızı gelecek nesiller için korumanın sorumluluğunu da bize yüklüyor.

“YARALAR TAMAMEN KAPANMADI”
4Soru: Ancak bu zengin geçmişin yanı sıra Mostar, 1990’lı yıllardaki savaşta büyük bir yıkım da yaşadı. Mostar’da gezerken, duvarlarında hala kurşun izleri duran binalarla karşılaştım. Aradan geçen yıllara rağmen bu izleri yakından görmek gerçekten insanın içini acıtıyor ve sarsıyor. Siz o günleri yaşayan bir Mostarlı olarak, şehrin ve insanların bu yaraları nasıl sardığını düşünüyorsunuz?
Cevap: Sizin de gördüğünüz gibi, savaşın izleri Mostar’dan tamamen silinmiş değil.
Savaş hem şehirde hem de insanların hayatında derin yaralar bıraktı. Ama Mostarlılar büyük bir güç ve cesaret gösterdi; önce şehirlerini savundular, ardından yeniden inşa etmek, normal hayata dönmek, kültürü, eğitimi ve turizmi geliştirmek için çalıştılar.
Yaralar tamamen kapanmadı, bunu söylemek zor. Ama birçok insan geleceğini diyalog, çalışma ve birlikte yaşama üzerine kurmayı seçti.

ESKİ KÖPRÜ’NÜN TAŞLARINI NERETVA’DAN TEK TEK ÇIKARDILAR
5Soru: Umarım hiçbir ülke ve hiçbir halk bir daha böyle acılar yaşamaz. Ama ne yazık ki bugün Filistin’de, İran’da, Ukrayna’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında savaşlar devam ediyor. İnsanoğlunun savaşma ve yok etme hırsının bedelini yine masum insanlar, şehirler ve yüzyılların kültürel mirası ödüyor. Mostar’da savaşın hedef aldığı en önemli tarihi yapılardan biri de şehrin simgesi Eski Köprü’ydü. Siz o günleri orada yaşayan biri olarak, tarihi Eski Köprü’nün yıkılışına ve yıllar süren yeniden inşa sürecine nasıl tanıklık ettiniz?
Cevap: Ne yazık ki söylediğiniz gibi, savaşlar yalnızca insanları öldürmüyor; şehirleri,
tarihi ve ortak bir kültürel mirası da yok ediyor. Eski Köprü’nün Hırvatistan Cumhuriyeti ordusu tarafından tanklar, roketler ve toplarla yıkılması, Mostar tarihinin en ağır anlarından biriydi. O gün insanları yüzyıllardır birbirine bağlayan çok güçlü bir simge de yok edildi.
Onu yedi uzun yıl boyunca, büyük bir emekleyeniden inşa ettik. Neretva Nehri’ne düşen taşları tek tek sudan çıkardık, her birini ellerimizle ve vinçlerle nehirden aldık. Projeye Türkiye, Fransa, İtalya, Hollanda ve Hırvatistan finansal destek sağladı. Türkiye, projenin öncülerinden biri olarak 1 milyon dolar yardımda bulundu ve süreci TİKA aracılığıyla destekledi. Rekonstrüksiyon ihalesini kazanan Türk firması ER-BU da gece gündüz
çalıştı. Köprü, eski ihtişamına kavuştuktan sonra 23 Temmuz 2004’te uluslararası
liderlerin katıldığı tarihi bir törenle yeniden açıldı. Bizler için köprünün yeniden inşası, Mostar’ın da yeniden ayağa kalkması anlamına geliyordu.

MİMAR SİNAN’IN ÖĞRENCİSİ MİMAR HAYREDDİN TARAFINDAN İNŞA EDİLDİ
6Soru: Yeniden inşa sürecini anlatırken Eski Köprü’nün ihtişamından söz ettiniz. Peki
bu görkemli yapının hikayesi nerede başlıyor?

Cevap: Aslında buradaki hikaye Eski Köprü’den çok daha eskiye uzanıyor. Aynı noktada
5 bin yılı aşkın süredir Doğu ile Batı’nın birleştiği bir geçiş bulunduğunu düşünürseniz, buranın Mostar için taşıdığı anlamı daha iyi anlayabilirsiniz. İliryalılar döneminde burada
bir sal, Bosna Krallığı döneminde zincirli bir köprü, daha sonra ise büyük bir taş köprü
vardı. 16. yüzyılda ise Mostarlılar burada büyük bir köprü yapılmasını istedi. Ćejvan Ćehaja’nın girişimi, Karagöz Mehmed Bey ve Sadrazam Rüstem Paşa aracılığıyla Kanuni Sultan Süleyman’a ulaştı. Sultan Süleyman, Mostarlıların bu talebini kabul etti. Köprünün sonsuza kadar ayakta kalması ve “Sultan Süleyman’ın ihtişamını kıyamet gününe kadar
bütün insanlığa hatırlatması” istendi. Bunun üzerine köprü, Mimar Sinan’ın öğrencisi
Mimar Hayreddin tarafından inşa edildi.

“ESKİ KÖPRÜ BİZİM BEDENİMİZİN VE RUHUMUZUN BİR PARÇASIDIR”
7Soru: Bosna Hersek’in “Osmanlı gerdanlığı” olarak anılan bu köprünün Mostarlılar için
çok büyük bir anlam taşıdığı anlattıklarınızdan da anlaşılıyor. Peki Eski Köprü sizin için
ne ifade ediyor?

Cevap: Eski Köprü, bin yıllık Bosna Hersek’in en tanınmış simgelerinden biri. Barışın, buluşmanın, birlikteliğin ve yılmazlığın; aynı zamanda birleşmenin ve Roma’da,
Viyana’da, Berlin’de, Paris’te, Londra’da ve Moskova’da, bizim sırtımız üzerinden çizilen sınırları aşmanın anıtıdır. Her türlü bölünmeye karşı direnişimizi ve mücadelemizi temsil eder. Eski Köprü’nün yeniden inşası ise bizim için umudu, güvenin yeniden kurulmasını
ve insanın içinde yaşayan değerlerin yok edilemeyeceğini gösteriyordu. En değerli olanı
her zaman yeniden inşa etmek gerekir. Çünkü Eski Köprü bizim bedenimizin ve ruhumuzun bir parçasıdır, bizim için herhangi bir “gerdanlık” değildir. 16. yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilen Eski Köprü bugün UNESCO koruması altında. Ben de 2005 yılında, Bosna Hersek büyükelçilerinin onayıyla, köprüyü UNESCO nezdinde bizzat temsil ettim. Bu nedenle Eski Köprü’yle bağım yalnızca bir Mostarlı olarak duyduğum aidiyetten ibaret
değil, yeniden inşa sürecine ve uluslararası alanda tanıtılmasına da doğrudan tanıklık
ettim.

DÖRT YÜZYILLIK CESARET GELENEĞİ
8Soru: Eski Köprü’nün Mostarlıların bedeninin ve ruhunun bir parçası olduğunu söylüyorsunuz. Bu bağın belki de en çarpıcı göstergelerinden biri, yüzyıllardır süren köprüden atlama geleneği. Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği bu köklü geleneğin hikayesini anlatır mısınız? Köprüden atlamak bir Mostarlı için ne ifade ediyor?
Cevap: Köprüden atlama, Mostar’ın yüzyıllardır yaşayan en eski geleneklerinden biri.
Dört yüzyılı aşkın süredir devam eden bu gelenek bizim için cesaretin, onurun ve şehre aidiyetin simgesidir. Mostarlı bir erkek için Eski Köprü’den atlamak, bir erkek çocuğunun yetişkinliğe adım atmasını simgeleyen bir tür ateşli sınav, doğuş ve yeniden doğuş
anlamı taşır. Geçmişte erkeklerin düğünlerinden önce cesaretlerini nişanlılarına
kanıtlamak için köprüden atladıkları, atlayanların da cesaretleri karşılığında zenginler tarafından altın paralarla ödüllendirildiği anlatılır. Mostarlılar tarih boyunca her zaman savaşçı olmuştur. Günümüzde Red Bull Cliff Diving World Series gibi uluslararası yarışmalar sayesinde bu gelenek dünyanın dört bir yanından izleyiciye ulaşıyor ve
Mostar’ın tanıtımına büyük katkı sağlıyor. Ancak özünde hiçbir şey değişmiyor. Eski
Köprü, bir anıttan öte tarihin, geleneğin ve şehrin kimliğinin iç içe geçtiği bir yerdir. Köprüden atlamak da bu köklü bağın en güçlü ifadelerinden biridir.
31 Temmuz-1 Ağustos tarihlerinde dünyanın en iyi yüksek dalış sporcuları, Neretva Nehri’nin zümrüt sularına 27 metreye varan yüksekliklerden atlayacak. Bu büyük
heyecana tanıklık etmek isteyen herkesi Red Bull Cliff Diving World Series için
Mostar’a bekliyoruz.

DÖRT YÜZYILLIK CESARET GELENEĞİ
8Soru: Eski Köprü’nün Mostarlıların bedeninin ve ruhunun bir parçası olduğunu söylüyorsunuz. Bu bağın belki de en çarpıcı göstergelerinden biri, yüzyıllardır süren köprüden atlama geleneği. Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği bu köklü geleneğin hikayesini anlatır mısınız? Köprüden atlamak bir Mostarlı için ne ifade ediyor?
Cevap: Köprüden atlama, Mostar’ın yüzyıllardır yaşayan en eski geleneklerinden biri.
Dört yüzyılı aşkın süredir devam eden bu gelenek bizim için cesaretin, onurun ve şehre aidiyetin simgesidir. Mostarlı bir erkek için Eski Köprü’den atlamak, bir erkek çocuğunun yetişkinliğe adım atmasını simgeleyen bir tür ateşli sınav, doğuş ve yeniden doğuş anlamı taşır. Geçmişte erkeklerin düğünlerinden önce cesaretlerini nişanlılarına kanıtlamak için köprüden atladıkları, atlayanların da cesaretleri karşılığında zenginler tarafından altın paralarla ödüllendirildiği anlatılır. Mostarlılar tarih boyunca her zaman savaşçı olmuştur. Günümüzde Red Bull Cliff Diving World Series gibi uluslararası yarışmalar sayesinde bu gelenek dünyanın dört bir yanından izleyiciye ulaşıyor ve Mostar’ın tanıtımına büyük katkı sağlıyor. Ancak özünde hiçbir şey değişmiyor. Eski Köprü, bir anıttan öte tarihin, geleneğin ve şehrin kimliğinin iç içe geçtiği bir yerdir. Köprüden atlamak da bu köklü bağın en güçlü ifadelerinden biridir. 31 Temmuz-1 Ağustos tarihlerinde dünyanın en iyi yüksek dalış sporcuları, Neretva Nehri’nin zümrüt sularına 27 metreye varan yüksekliklerden atlayacak. Bu büyük heyecana tanıklık etmek isteyen herkesi Red Bull Cliff Diving World Series için Mostar’a bekliyoruz.

UNESCO DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİ’NDEKİ NEKROPOLDEN ŞELALELERE
10Soru: Peki şehirde biraz daha fazla zamanı olanlara Mostar çevresinde nereleri keşfetmelerini önerirsiniz?
Cevap: Zamanı olanlar mutlaka Mostar’ın çevresine de çıkmalı. Blagay’da, Balkanlar’ın en eski tekkelerinden birinin bulunduğu Buna Nehri’nin kaynağını ve Sarı Saltuk’un mezarını görebilirler. Orta Çağ şehri Počitelj, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Radimlja Stećak Nekropolü, İlirya kenti Daorson’un kalıntıları, Kravica Şelaleleri ve Fortica’daki Skywalk da Hersek’i keşfetme deneyimini tamamlayan yerler arasında.

MOSTAR’IN ÇOK KÜLTÜRLÜ GEÇMİŞİ SOFRALARDA DA YAŞIYOR
11Soru: Mostar’ın görmeden dönülmeyecek yerlerini konuştuk, biraz da lezzetlerine geçelim. Tatmadan dönülmemesi gerekenler hangileri? Şehrin yüzyıllar boyunca farklı kültürlerle şekillenen zengin geçmişi mutfağına da yansıyor mu?
Cevap: Kesinlikle yansıyor. Aslında Mostar mutfağı, bu şehirde yüzyıllar boyunca
buluşan farklı kültürleri en güzel anlatan alanlardan biri. Ziyaretçilere öncelikle Hersek
usulü cevabı, japrak, sarma, soğan dolması, börek ve diğer geleneksel hamur işlerini tatmalarını öneririm. Tatlılardan da baklava, tufahije ve hurmašicenin mutlaka tadına bakmalılar. Eski Köprü manzarası eşliğinde geleneksel Boşnak kahvesi içmek ise başlı başına özel bir deneyimdir. Çünkü Mostar’da gastronomi yalnızca yemekle sınırlı kalmaz, yaşam biçiminin ve misafirperverliğin de bir parçasıdır.

ERBAKAN’IN DESTEĞİYLE SAVAŞIN EN AĞIR GÜNLERİNDE KURULAN KÜLTÜR MERKEZİ
12Soru: Biraz da yöneticisi olduğunuz Mostar İslam Kültür Merkezi’ni konuşalım. Bosna Hersek’te  kurulan ilk İslam Kültür Merkezi olduğunu söylediğiniz bu kurumun kuruluşundan ve günümüzde üstlendiği rolden kısaca bahsedebilir misiniz?
Cevap: Mostar İslam Kültür Merkezi, Bosna Hersek’in kültürel ve manevi mirasının korunması ve tanıtılmasında çok önemli bir yere sahip. Aynı zamanda 1993-1994
yıllarında, savaşın en ağır döneminde kurulan Bosna Hersek’in ilk İslam Kültür Merkezi’dir. Merkezin kuruluşunda o dönem Türkiye’de Refah Partisi'nin (RP) Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın yanı sıra General Arif Pašalić, halk kahramanı Midhat Hujdur
Hujka ve Hersek savunmasının önemli isimlerinden Miralem Jugo da yer aldı. İnşasını
ise babam Salih Efendi Čolaković gerçekleştirdi. Düşünün, savaş bütün şiddetiyle
sürüyordu ve insanların fiziksel olarak hayatta kalma umudu bile çok azdı. Merkezin o günlerdeki önceliği, halkımızın kendisini savunabilmesi, hayatta kalabilmesi ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için elinden gelen her şeyi yapmaktı.

HAYATTA KALMA MÜCADELESİNDEN KÜLTÜR VE EĞİTİM ÇALIŞMALARINA
13Soru: Savaş yıllarında önceliğiniz insanların hayatta kalmasına yardımcı olmaktı. Peki savaşın sona ermesinin ardından Mostar İslam Kültür Merkezi’nin çalışmaları nasıl bir yön aldı? O günden bugüne hangi çalışmaları gerçekleştirdiniz?
Cevap: Bosna Savaşı'nı (1992-1995) resmi olarak sona erdiren ve bugünkü Bosna-
Hersek devletinin siyasi, idari ve anayasal yapısını oluşturan tarihi bir belge olan Dayton Barış Anlaşması’nın ardından çalışmalarımız farklı alanlara yayıldı. Yaralıların tedaviye ulaşmasına, engellilerin rehabilitasyonuna ve protez teminine yardımcı olduk. Çocukları ve öğrencileri yurt dışında eğitim almaları için gönderdik. Osmanlı dönemi eseri Karagöz Bey Medresesi’ni TİKA’nın katkılarıyla yeniden inşa ederek faaliyete geçirdik. Bir matbaa kurduk ve Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusu’ndan terhis edilen 50 askere iş imkanı sağladık. Savaş sırasında yıkılan onlarca caminin yeniden inşasına katkıda bulunduk. Bugün ise
sergiler, paneller, kitap tanıtımları, konserler ve eğitim programları düzenliyoruz. Bu çalışmalarla kültürler arasında köprüler kurmaya, geleneklerimizin özgün değerlerini hem kendi halkımıza hem de dünyanın farklı ülkelerinden gelen ziyaretçilere tanıtmaya çalışıyoruz.

516 YILLIK GELENEK AYVAZ DEDE ŞENLİKLERİ’NDE TÜRK MEHTERAN TAKIMI
14Soru: Kültürel ve manevi mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasından
söz ettiniz. Bu mirasın en köklü örneklerinden biri de bu yıl 516’ncısı düzenlenen Ayvaz Dede Şenlikleri. Böylesine uzun yıllardır yaşatılan bu geleneğin geçmişi nereye uzanıyor? Şenlikler Bosna Hersek halkı için nasıl bir anlam taşıyor?

Cevap: Bosna Hersek’in en uzun soluklu ve Avrupa’nın en geniş katılımlı Müslüman buluşması olan Ayvaz Dede Şenlikleri, manevi ve kültürel mirasımızın zenginliğini ortaya koyan en önemli etkinliklerden biri. Geçtiğimiz haziran ayının sonunda 516’ncısı düzenlenen şenliklerde, Türkiye Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı da bir konser verdi. Bosna Hersek, Türkiye Cumhuriyeti ve diğer ülkelerdeki kurumlarla yapılan bu tür iş birlikleri, kültürel bağların güçlenmesine de katkı sağlıyor. Ayvaz Dede Şenlikleri’nin kökleri, “stanak” adı verilen toplantıların düzenlendiği eski ve Orta Çağ Bosna’sına kadar uzanıyor. Bu toplantılarda Bosna halkı ile halkın manevi ve kraliyet temsilcileri bir araya gelirdi. Osmanlıların Bosna’ya gelişiyle birlikte bu köklü gelenek, Ayvaz Dede adı altında dini bir anma ve dua buluşmasına dönüştü. Yüzyıllardır süregelen gelenekler ve eski adetler
ise varlığını korudu. Boşnakların İslam’ı kabul etmesinin ve manevi birlikteliğinin en önemli
sembollerinden kabul edilen Ayvaz Dede Şenlikleri, bugün de geçmişle gelecek arasında güçlü bir bağkuruyor, Bosna Hersek’in tarihini, inancını ve kültürünü yaşatarak, kuşaktan kuşağa taşıyor.

TÜRKİYE’NİN MOSTAR’IN YENİDEN İNŞASINA UZANAN DESTEĞİ
15Soru: Ayvaz Dede Şenlikleri’nde Mehteran Birlik Komutanlığı’nın verdiği konserden ve Türkiye ile kurulan kültürel bağlardan söz ettiniz. Türkiye, Bosna Hersek’teki tarihi ve kültürel mirasın korunmasına da uzun yıllardır çeşitli projelerle destek veriyor. Bu katkıları nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye ile yürütülen iş birliklerinin Mostar’ın geleceği açısından nasıl bir önemi var?
Cevap: Türkiye Cumhuriyeti, yıllar boyunca yürüttüğü çok sayıda projeyle Bosna
Hersek’in ve Mostar’ın kültürel ve tarihi mirasının korunmasına önemli katkılar sağladı.
Bu desteğin etkisini kültür, eğitim ve turizm alanlarında da görüyoruz. Mostar İslam Kültür Merkezi olarak ortak projelerin halklarımızın birbirini daha yakından tanımasına, deneyimlerin paylaşılmasına ve genç kuşaklar için yeni fırsatlar yaratılmasına katkı sağladığına inanıyoruz. Bu tür iş birliklerini ortak geleceğimize yapılan bir yatırım olarak görüyorum. Aynı zamanda bütün bölgenin istikrarına ve gelişimine de katkı sağlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti bu konuda da yardımcı olabilirse, şehrimizin yeniden ayağa kalkması ve geleceğe daha güçlü hazırlanması açısından çok değerli bir katkı sağlayacaktır.

“ERDOĞAN GELDİĞİNDE BÜYÜK BİR EVLİYA, BİR SULTAN BİZİ ZİYARETE GELMİŞ GİBİ HİSSETTİM”
16Soru: Türkiye ile Bosna Hersek arasındaki ilişkilerden söz etmişken, 2021 yılında Mostar’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile de bir araya geldiniz. Merak ediyorum; Erdoğan ile karşılaştığınızda neler hissettiniz, aranızda nasıl bir konuşma geçti?
Cevap: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mostar ziyareti hem şehrimiz hem de Bosna Hersek
ile Türkiye arasındaki ilişkiler açısından önemli bir olaydı. O gün kendisini karşılayan
isimler arasında yer alma ve birkaç kelime konuşma fırsatı buldum. Elbette benim için
özel bir andı. Kendimi, babamızın, Cumhurbaşkanımızın, liderimizin, büyük bir evliyanın,
bir sultanın bizi ziyarete gelmiş gibi hissettiğini hatırlıyorum. Onu hemen bizzat “Köprü Hisar”ı, yani Eski Köprü’yü ziyaret etmeye ve Mostar’a gelerek bize en büyük desteği vermeye davet ettim. Bunun bizim ve halkımız için çok büyük bir önemi
olacağını söyledim. Kendisi de geleceğini söyledi. Görüşmemizin özü; Mostar’ın kültürel mirasının korunmasının önemi, kültür kurumlarının geliştirilmesi ve ülkelerimiz arasındaki
iş birliğinin sürdürülmesinin gerekliliğiydi. Bu görüşmeyi, kültürün ve karşılıklı saygının dostane ve kardeşçe ilişkiler için güçlü bir temel oluşturabileceğinin bir teyidi olarak hatırlıyorum.

“ERDOĞAN’I FATİH SULTAN MEHMED’DEN BU YANA EN GÜÇLÜ LİDERLERDEN BİRİ OLARAKGÖRÜYORUM”
17Soru: Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğunuz sevgi ve hayranlık anlattıklarınızdan da açıkçaanlaşılıyor. Hatta 17 yıl önce onun hayatını anlatan “Liderin Doğuşu: Recep Tayyip Erdoğan” adlı kitabı Boşnakça’ya çevirerek yayımladınız. Sizi bunu yapmaya yönelten neydi? Erdoğan’ı diğer liderlerden ayıran özellikler sizce neler?
Cevap: Ben Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son 100 yılda, hatta belki de Fatih Sultan Mehmed’den bu yana geçen 550 yıllık dönemde Müslüman ülkelerin yetiştirdiği en güçlü, en cesur, en bilge ve en zeki liderlerden biri olduğuna inanıyorum. Son 16 yıldır da onun yalnızca Türkiye için değil, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar için Allah tarafından gönderilmiş bir armağan olduğunu düşünüyorum. Beni, ailemin de desteğiyle, “Liderin Doğuşu: Recep Tayyip Erdoğan” adlı kitabı 17 yıl önce Boşnakça’ya çevirip yayımlamaya yönelten de bu inancımdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hocası Necmettin Erbakan’dı. Erbakan aynı zamanda babam Salih Efendi Čolaković’in
yakın dostuydu. Babamı 1994 yılında bizzat Türkiye’ye davet etmiş, sonraki yıllarda da birçok kez görüşmüşlerdi. Ben bu ilişkiyi, Fatih Sultan Mehmed ile hocası Akşemseddin arasındaki bağa benzetiyorum. Fatih Sultan Mehmed’in Akşemseddin’i olduğu gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da hocası Necmettin Erbakan’dı. Bunun sonuçlarını bugün açıkça görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti artık hem Batı’da hem Doğu’da saygı
duyulan ve gücü dikkate alınan bir ülke. Ben gücün Allah tarafından verildiğine inanıyorum. Bütün yücelik ve üstün güç yalnızca Allah’a aittir.

MOSTAR’IN EN BÜYÜK SORUNU: GENÇLERİN GÖÇÜ VE YATIRIM EKSİKLİĞİ
18Soru: Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilişkin düşüncelerinizin ardından yeniden Mostar’a dönelim. Bugün şehrinize baktığınızda sizi en çok endişelendiren sorunlar neler? Mostar’da öncelikle nelerin değişmesini isterdiniz?
Cevap: Gençlerin şehirden ve ülkeden ayrılması beni en çok endişelendiren sorunların başında geliyor. Bunun önüne geçebilmek için eğitim, kültür, ekonomi ve altyapıya yatırım yaparak Mostar’ı daha iyi yaşam koşulları sunan bir şehir haline getirmemiz gerekiyor. Bir diğer önemli konu da insanlar arasındaki güven ve birliktelik. Birbirimize güvenmeyi ve birlikte hareket etmeyi sürdürmeliyiz. Mostar ancak ortak çabayla gelişebilir ve sahip
olduğu büyük potansiyeli gerçek anlamda değerlendirebilir. Bunların yanı sıra beni en çok endişelendiren konulardan biri, başkentimiz Saraybosna tarafından görmezden
gelinmemiz ve devletin ekonomik kalkınması, otoyolların ve fabrikaların yapılması ile
genel olarak yatırımlar konusunda Mostar’ın tamamen ihmal edilmesidir.

10 YIL SONRANIN MOSTAR’I İÇİN HAYALİ
19Soru: Mostar’da değişmesini istediğiniz konulardan söz ettiniz. Peki bütün bunların gerçekleştiği bir gelecek hayal ettiğinizde, nasıl bir Mostar görmek istiyorsunuz? Şehrinizi 10 yıl sonra nerede ve nasıl hayal ediyorsunuz?
Cevap: Mostar’ın tarihini ve özgün kimliğini koruyan modern bir Avrupa şehri olmasını istiyorum. Gençlerin geleceklerini burada kurduğu, turizmin ekonomi, kültür ve eğitimle birlikte geliştiği, farklılıkların bir zenginlik olarak görüldüğü bir şehir hayal ediyorum. 10 yıl sonra Mostar’ın Eski Köprü’nün ötesinde yaşam kalitesiyle, kültürüyle, bilgi birikimiyle ve dünyaya açıklığıyla da tanınan bir şehir olduğunu görmek istiyorum.

HEDİYELİK EŞYALARIN ARASINDA BİN YILLIK KUR’AN VE 100 BİN KİTAP
20Soru: Biraz da sizin günlük hayatınıza dönelim. Eski Köprü’nün hemen yanı başında, tarihi kent merkezinin girişinde bir mağaza işletiyorsunuz. Mağazanızda hangi ürünleri sunuyorsunuz? Mostar’dan bir hatırayla ayrılmak isteyen turistler en çok nelere ilgi gösteriyor?
Cevap: Mağazamızda Bosna Hersek ve Hersek’in geleneklerini yansıtan özgün ürünler sunuyoruz. El yapımı ürünler, hediyelik eşyalar, bakır objeler, takılar, geleneksel sanat eserleri ve Mostar’ın zengin kültürel mirasından ilham alan farklı ürünlerimiz var. Ancak burada çok daha özel bir kültürel mirası da koruyoruz. Altın Kur’anlarımız, Mostarlı bey
ve paşalara ait altın kaplarımız, altın kılıçlarımız, elle yazılmış bin yıllık bir Kur’an’ımız ve mirasçısı olduğumuz kültürün, bilimin ve tarihin zenginliğini anlatan 100 bin kitabımız bulunuyor. Bu kitaplar arasında “Liderin Doğuşu: Recep Tayyip Erdoğan” da
raflarda ön sıralarda yer alıyor. Soykırımın ve Bosna Hersek ile Mostar’daki Müslüman Boşnaklara karşı gerçekleştirilen ortak suç girişiminin sorumlusu olarak hüküm giymiş savaş suçlularının isimlerini de aktarıyoruz. Mostar’ı, Eski Köprü’yü ve bütün Bosna Hersek’i yıkanları adları ve soyadlarıyla açıkça anlatan; 1993-1994 yıllarında çocukların, kadınların ve sivillerin tutulduğu toplama kamplarını gösteren tek yeriz. Çünkü tarih
hayatın öğretmenidir ve kendisini tekrar etme alışkanlığı vardır, sonsuz bir ısrarla tekrar eder. Bizim temel misyonumuz da budur. Turistlerse özellikle Eski Köprü’yle, geleneksel
el sanatlarıyla ve Bosna Hersek kültürüyle bağlantılı ürünlere ilgi gösteriyor. Mostar’dan ayrılırken yanlarında bir hatıra götürmeleri elbette bizi mutlu ediyor. Ama bizim için en güzeli, buradan güzel deneyimler ve yeniden gelme isteğiyle ayrılmaları. Çünkü en uzun süre kalan, insanın yanında götürdüğü güzel anılardır.

ŞÖVALYELERDEN YENİÇERİLERE UZANAN TARİHİ MEKAN
21Soru: Galerinizin bulunduğu tarihi yapının hikayesinden de kısaca söz edebilir misiniz?
Cevap: Galerimizin bulunduğu yerin çok eski ve ilginç bir tarihi var. Burası geçmişte bir YeniçeriOcağı’ydı. Daha öncesinde ise Bosna Krallığı döneminde, bugün Eski Köprü’nün bulunduğu aynı noktadaki zincirli köprüyü koruyan şövalyeler burada yaşıyordu. Mostar
adı, “köprüyü koruyan ve savunan savaşçı” anlamına geliyor. Bu savaşçılar Köprü Hisar Kalesi’nde yaşıyordu. Osmanlı askerleri 21 Haziran 1466’da Mostar’ı ele geçirdiklerinde burada altı şövalyeyle karşılaştı. Bu bilgi, 1468 tarihli Bosna’ya ait Osmanlı İmparatorluk Tahrir Defteri’nde de yer alıyor. Böylesine tarihi bir mekanda bulunan galerimizde bugüne kadar dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda devlet ve hükümet başkanını, siyasetçiyi, sanatçıyı ve önemli ismi ağırladık. Türkiye’den de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü 2010 yılındaki Mostar ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ise 2013
yılında eşiyle birlikte kentimize geldiğinde galerimizde misafir ettik.

“HERKESİ MOSTAR’I AÇIK BİR KALPLE GÖRMEYE DAVET EDİYORUM”
22Soru: Mostar’ı tarihiyle, savaşın bıraktığı izlerle, kültürüyle, gelenekleriyle, lezzetleriyle ve
geleceğe dair umutlarınızla uzun uzun konuştuk. Sorularımızı yanıtladığınız ve şehrinizi bir
Mostarlının gözünden anlattığınız için çok teşekkür ederim. Son olarak, okurlarımıza ve Mostar’ıhenüz görmemiş olanlara ne söylemek istersiniz?

Cevap: Herkesi Mostar’ı açık bir kalple görmeye davet ediyorum. Burada zengin bir tarih, eşsiz bir mimari, olağanüstü bir doğa ve içten bir misafirperverlik bulacaksınız. Mostar; insanlarıyla, kültürüyle ve geçmişle geleceği birbirine bağlayan hikayeleriyle keşfedilmeyi bekleyen çok özel bir şehir. Her misafirimiz bizim için kıymetli. Mostar’a gelenlerin buradan güzel anılarla ayrılacağına ve bir gün yeniden Hersek’e dönmek isteyeceğine inanıyorum.

Fulya OMAÇ / Mostar - BOSNA HERSEK



  Mostar İslam Kültür Merkezi Yöneticisi İrfan Čolaković ile, Mostar Köprüsü’nün yanı             başında, geçmişte Yeniçeri Ocağı olarak kullanılan ve bugün mağaza olarak işlettiği
     Old Bridge Gallery’de, savaşın ağır yıkımından bugünün popüler turizm kentine
                             uzanan  Mostar’ın hikayesini konuştuk


Mostar’da savaşın izleri kurşun delikleriyle kaplı harabe binalarda hala görülürken, tarihi
köprüden atlayışlar ve Ayvaz Dede Şenlikleri gibi köklü gelenekler yaşatılmaya devam ediyor. Bu yıl 516’ncısı düzenlenen Ayvaz Dede Şenlikleri’nde Türkiye’den Milli Savunma                           Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı da bir konser verdi.


İrfan Čolaković, 2021 yılında Mostar’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan                                                           ile bir araya geldi.




  1993’te yıkılan tarihi Eski Köprü, yedi yıl süren çalışmaların ardından yeniden inşa edildi.


İrfan Čolaković, Old Bridge Gallery’de Mostar Başkonsolosu Ayşe Selcan Şanlı ile; babası Salih Čolaković ve dönemin Mostar başkonsolosları Ayşe Selcan Şanlı ve Tolga Bermek
ile Mostar Başkonsolosluğu’nda; farklı dönemlerde görev yapan Türkiye’nin Saraybosna                   büyükelçileri Ahmet Yıldız ve Hüseyin Avni Botsalı ile Saraybosna’daki
                                             Türkiye Büyükelçiliği’nde.




Mostar İslam Kültür Merkezi’ne savaş yıllarındaki çalışmaları, Yöneticisi İrfan Čolaković’e ise kentin kültürel ve tarihi değerlerinin tanıtımına katkıları nedeniyle verilen teşekkür ve                                                                takdir belgeleri.

    Mostar’ın en büyük ikinci camisi Koski Mehmet Paşa Camii’nin iç mekânı; Hersek                bölgesinde 16. yüzyıl İslam mimarisinin en görkemli eserlerinden biri kabul edilen
    Karagöz Bey Camii’nin iç ve dış görünümü ile 16. yüzyılın sonlarında klasik Osmanlı            mimarisiyle inşa edilen ve günümüzde müze olarak kullanılan tarihi Mostar Hamamı


Mostar şehir merkezine yaklaşık 12 kilometre uzaklıkta, Buna Nehri’nin kaynağındaki devasa sarp kayalıkların dibine kurulan, 16. yüzyıldan kalma Osmanlı-Türk mimarisi eseri Blagay Alperenler Tekkesi’nden görseller ve bölgenin önemli doğal güzellikleri arasında
                                                        yer alan şelaleler.


Yugoslavya’nın dağılmasını ve Mostar’ın savaş yıllarını gösteren haritalar, Tar Kulesi’ndeki Eski Köprü Müzesi ve İrfan Čolaković’in misafirlerini Eski Köprü manzarasında ağırladığı                                                                       anlar


İrfan Čolaković, tüm okurlarımızı 31 Temmuz’da başlayacak geleneksel köprüden atlama
yarışlarını izlemeye ve vizesiz seyahat edilebilen Mostar’ın güzelliklerini keşfetmeye davet                                                                   ediyor
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum