ÖZDAĞ: "ZAFER PARTİSİ OLARAK HATAY'IN YANINDAYIZ"
6. Şubat depreminin 3. yıldönümü nedeniyle, Hatay'a giden Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, bölgede yaptığı incelemeler sonrasında düzenlediği basın toplantısında, " natamam şekilde teslim edilen TOKİ konutlarını vatandaşa ulaştık anlamında yorumluyorlar ve öyle anlatıyorlar ama gerçek durum bu değil" dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 6 Şibat dempreminin 3. yıl dönümünde bölgede incelemelerde bulundu. Depremzedeleri ziyaret ederek görüşmeler yapan Özdağ, izlenimlerini, partisinin Hatay İl Merkezi'nde düzenlediği basın toplasında açıkladı
Özdağ yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“6 Şubat depreminin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen ne yazık ki Hatay'da Hataylıların acıları, sıkıntıları, dertleri devam ediyor. Bakın şuradan dışarıya baktığımız zaman konteyner kentin varlığını sürdürdüğünü görüyoruz. Samandağ gibi nispeten küçük bir ilçede bile hala 7 bin insan konteynerlerde yaşamaya devam ediyor. Şehir içerisinde bir yerden diğer yerleşim merkezine gidiş veya aynı ilçe içerisinde seyahat bile bütün Hataylılar için ızdırap haline gelmiş durumda. Çünkü bütün yollar adeta delik deşik ve Hataylı sürücüler bundan dolayı her hafta bilemediniz 3 haftada bir sanayiye araçlarını götürmek zorunda kalıyorlar. Hatay ne yazık ki bir çamur deryası içinde. İnsanlar evlerinin yıkıldığı ve ailelerinin yüzlerce yıl yaşamış olduğu muhitlerden 20-30 kilometre ötede yapılmış olan sosyal konutlara, Toki konutlarına yollanmak istiyorlar. Teslim edilen anahtarlar ve anahtarın teslim edildiği anda kesilen kira yardımları var ama o anahtarın açtığı kapının arkasında bir yuva, bir ev yok. Natamam şekilde teslim edilen TOKİ konutlarını vatandaşa ulaştık anlamında yorumluyorlar ve öyle anlatıyorlar ama gerçek durum bu değil. Üstelik vatandaşın kendi imkanlarıyla bile inşaat yapmak istese evinin yıkıldığı yerde riskli alan diyerek vatandaşa izin vermeyenlerin vatandaşın bu arazisinden vazgeçmesi durumunda onun bıraktığı araziye, riskli alan ilan edilen araziye daha sonra başkaları için inşaat izni verildiği, verileceği açıklaması da bütün Hataylıları aşırı derecede tedirgin ediyor. Özetle 3 yıl içinde yapılan bazı şeyler var ama bütün bunların Hatay için yeterli olduğunu ifade etmek mümkün değil."
"Nasıl Türkiye ekonomisi 9 yıldan beri küçülüyor, nasıl esnaf ve vatandaş alım gücünün düşmesi neticesinde fakirleşiyorsa bu Hatay'da karşımıza kat ve kat güçlü bir şekilde çıkıyor. 2011'den bu yana Suriye'den gelen büyük göçün 100 binlerce insanın yükünü omuzlayan sevgili Hataylılar. Şimdi bir de depremle birlikte yükü daha da artan ekonomik krizin baskısı altında eziliyorlar. Esnaf sayısı azalıyor, yeni açılan mağazaların, dükkanların sayısında düşüş var ve buna rağmen Hatay'da ve diğer deprem bölgelerinde esnaf için esnafın talep ettiği düzenlemeler bir türlü gerçekleştirilmiyor. Konunun Cumhurbaşkanı Yardımcısına iletildiğini biliyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcısının bu konuyu takip ederek Hatay esnafının haklı taleplerini yerine getirmesinin sağlanmasını istiyoruz. Çünkü bir şehirde ve bir ülkede ekonomi esnafın üzerinden döner. Esnaf bel kemiğini kan damarlarını oluşturur. Mal ve para esnaf sayesinde döner. Esnaf hem kendisi çalışır hem işveren olarak çalıştırır hem istihdam yaratır hem vergi öder. Özetle esnaf olmadan ekonomi dönmez ve Hatay esnafı bugün bütün Türkiye'deki esnafların karşı karşıya olduğu ağır sıkıntıların iki katıyla karşı karşıyadır. Onun için özel bir ilgiyi hak etmektedir. Keza, Adıyaman ve Kahramanmaraş'ta da esnaf özel bir ilgiyi ve desteği hak etmektedir. Malum firmalara vergi afları sürekli gelirken ve trilyonlarca TL vergi affı, vergi muafiyeti çıkartılırken burada, Hatay'da 12 metrekarede 3 tane ayakkabı satmaya çalışan bir Hataylı ayakkabıcıdan alacağınız vereceğiniz ne olabilir sizin? Ne olabilir? Niye bu insanların gırtlağına bu kadar basıyorsunuz? Biz Zafer Partisi olarak Hatay'ın ve diğer depremde büyük acılar çekmiş, büyük kayıplara uğramış şehirlerimizin meselelerinin dertlerinin yanındayız. Yanında olmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle sabahta yaptığım açıklamayı tekrar etmek istiyorum."
"Genç Cumhuriyete karşı İngiliz emperyalizminin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Musul vilayetine yönelik bir operasyon hazırlığı içerisinde olduğunu öğrenerek bu operasyonu engellemek amacıyla kışkırtarak isyana sevk ettiği Şeyh Said ve yanındakiler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kahredici gücü karşısında alçakça katliamlarından ve saldırılarından ve terör eylemlerinden sonra ezilmiş ve Şeyh Said yakalanarak Diyarbakır'da İstiklal Mahkemesi'nde hak ettiği cezaya çarpılmış ve idam edilmiştir. Aynısının Abdullah Öcalan'la yapılması gerekirdi yakalandığı zaman. Şeyh Said'in vatan haini olduğunu söylediğim için Erzurum Hınıs'ta bir mahkeme avukatımın savunma yapacağız şeklinde yazılı beyanına rağmen Şeyh Said'in hatırasına hakaretten beni 6 bin 500 lira para cezasına çarptırmış ve bunu da ertelemiş. Gavura gavur demek yasak oldu galiba. Biz haine hain demeye devam edeceğiz. Şeyh Said'in hatırasını Şeyh Said tarafından katledilen sivillerimizin, askerlerimizin, aileleri, torunları anılarında nasıl yaşatıyorsa, milli vicdanımızda, cumhuriyetimizin tarihinde nasıl yaşatılıyorsa, biz de öyle yaşatmaya devam edeceğiz.”







FACEBOOK YORUMLAR