METİN YAVUZDOĞAN: "MAVİ IŞIKLAR TÜRK POP MÜZİĞİNDE BİR KÖPRÜDÜR"
Türk Pop Müziği’nin Efsane grubu Mavi Işıklar’ın elemanlarından Metin Yavuzdoğan Youtube’da yayın yapan “4LifeTV”de "Tunca İle B Yüzü" programına konuk oldu. Yavuzdoğan, moderatör Tunca’ya, grubun kuruluşundan günümüze kadar uzunan serüveni anlattı.
11 Mayıs 2026 - 13:21 - Güncelleme: 13 Mayıs 2026 - 23:16
Mehmet ÜNLÜ
"Helvacı" ile zirveye tırmandı
Mavi Işıklar Grubu’nun kurulmasını sağlayan ve grupta klavye çalan Metin Yavuzdoğan, anılarını tek tek paylaştı. 62 yıl önce Hürriyet Gazetesi’nin düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasına katılarak bir çok yarışmacıyı geride bırakan Mavi Işıklar Müzik Grubu “Helvacı” şarkısı ile tanındı.
Nejat Toksoy, Metin Yavuzdoğan, Çetin Yavuzdoğan, Cihat Günaydın,Zamir Manisa, Adnan Göyken ve Atilla Şimşek'ten oluşan efsane Mavi Işıklar müzik grubunun, gönüllerde yer etmiş unutulmayan şarkılarından bazıları şunlar:
Ankara Kızları, Faydası Yoktur Gözlerdeki Yaşın, Kanamam, Çayır Çimen Geze Geze, Pınar Başı, Senede Bir Gün, Ayva Çiçek Açmış, Kız Sen Geldin Çerkeşten, İyi Düşün Taşın,Üsküdar, Büyük Babam Derki, Gül Dalı, Gitme Kal, Sevgilim, Zaman, Aşk Çiçeği, Yaramaz Ne Oldu, Tatlı Bela, Gül Dalı 69, Johnny Be Good, Justine, Come Home, Slipin And Slidin, Keep Searchin' Out Of Side, Airplane Strike Of 1967,Wooly Bully, Bumble Be, Ain't That So,Ob La di,
Grubun değerli elemanlarından Metin Yavuzdoğan; türküler ve aranjmanlar ve Amerika’daki rock müziğinin harmanlanması sonucu Mavi Işıklar’ın yeni bir tür olarak geliştirip sunduğu müziğin Türk halkı tarafından çok benimsediğini belirterek şunları söylüyor:
“Mavi Işıklar’ın Amerika’daki rock müziğini, Türkiye’deki türkülerle, aranjmanlarla birleştirerek Türkiye’ye dünyaya ve Batı’dan Doğu’ya Mavi Işıkları bir köprü olarak düşünelim. Batı Müziği’ni Türkiye’ye taşıyan, Batı Müziği’ni Türk gençlerine sevdiren aynı zamanda, Türkiye’ye hiç gelmeyen, uğramayan grupların şarkılarını seyircilerine dinleterek bu aşıyı tuturan bir gruptur. “
"Faydası Yoktur Gözlerdeki Yaşın" şarkısı hit oldu
Yavuzdoğan, çok popüler olan “Faydası Yoktur Gözlerdeki Yaşın” şarkısı hakkında ise şunları aktarıyor:
“ Aslında For İnformation” adı ile dünyada tanınan şarkıyı Lübnanlı Cedars grubu yaptı. Bizde, 1968 yılında ise Türkiye Petrolleri Orkestrası’nın bas gitaristi olan Atilla Akman şarkının Türkçe sözlerini yazdı. Biz de yorumlayınca çok tanınan, en çok satan plağımız oldu.. 62 yıllık bir gurup olarak her şeyin öncüsü oldu. İmajın öncüsü, arajmanın öncüsü 1964 yılından bu yana bir Mavi Işıklar ismi böylece Türkiye’nin efsanevi grubu oldu. Mavi Işıklar, Ankara Rüzgarı, İyi Düşün Taşın, Helvacı gibi zirvedeki şarkılarla tanındı.Türkiye’deki Amerikan gece kulüplerinde ise The Blue Lights adıyla sahneye çıkıyorduk.”
İstanbul Erkek Lisesi'nden başlıyor
İstanbul Erkek Lisesi öğrencileri olan Nejat Toksoy , Çetin-Metin Yavuzdoğan, Cihat Günaydın, Zamir Manisa tarafından kurulan Mavi Işıklar grubunun kuruluş felsefesi ile ilgili şunları ifade ediyor:
"Perşembe günleri öğle tatillerinde okulun altında salon vardı. Çeşitli sınıfların orkestraları orada gelip öğrencilere konser verirlerdi. Benim ve kardeşim Çetin’in Nejat’la birlikte bir grubu vardı. Baktım bir gün Nejat "Runaway”i söylüyordu. Dinleyince bu ileride çok büyük bir solist olur diye düşündüm. Nejat daha sonra Amerika’ya gitti. Döndükten sonra büyük bir arşiv getirdi. Fındıkzade’de biz Mavi Işıklar'ı kurmuş, enstrüman ve ekipmanları toplamıştık. Zamir Manisa davulda,Cihat Günaydın solo gitarda ben piyanoda ve kardeşim bas gitardaydı. Kardeşim Çetin, Nejat Toksoy’u “gelirmisin grup hazır” diyerek davet etti. O da seve seve müzik arşiviyle birlikte geldi. Bizim Fındıkzade’deki evimizde babam bir daireyi kiraya vermedi orada 1964 yılıl Eylül ayında provalar başladık.”
Altın Mikrofon Yarışması ile başarıdan başarıya
“Altın Mikrofon Yarışması olmasaydı biz bir şey olamazdık” diyen Metin Yavuzdoğan, gruplarının başarı merdivenlerini tırmanışlarını şöyle anlatıyor:
“1965’deki yarışmada ikinci seçildik, 1966’daki yarışmada da yeniden ikinci olduk ve Türkiye’de en çok tanınan grup haline geldik. 80 kişilik jürinin önünde Helvacı’yı söylerken tek bir anfiye bağlı solo ve bas gitar çalarken parçanın ortasında anfi ötmeye başladı. Kardeşim anfiye tekme atınca ötme durdu, ama biz parçayı bitirdik. Çok imkansızlıklar vardı.Ama o dönem yeniliklere açık bir toplum vardı, müthiş bir gençlik vardı.Fakat, artık tek sesli müzikten çok sesli müziğe geçmemizin zamanı gelmişti. Altın Mikrofon yarışması çok sesliliğe geçişin miladıdır Türkiye’de ve 60’lı yıllardan 2 binli yıllara kadar uzanan bir ışıktı bizim ki. Beatles tarzı, Amerikan şarkıları olduğu halde 1971 yılının ortasında ben ve solist Nejat Toksoy için artık askerlik zamanı gelmişti, önce Tuzla Piyade Okulu’na daha sonra Yeşilyurt’taki Hava Harb Okulu Komutanlığı’nda göreve başladım. Nejat Toksoy Digor’a gitti. Ben Harb Okulu’nda müzikli geceler düzenledim. Beni Komutan çağırıp, “sen gerçekten org çalıyormusun” diye sordu..”Ben zaten Mavi Işıklar’ın piyanistiyim” deyince, öğrencilerle bir orkestra kurmamı istedi. Ben inşaat mühendisi olduğum için aynı zamanda okulda bazı inşaat işlerinde de görev yapıyordum. Terhis olana kadar enstrümanları toplayıp orkestra kurarak çocukları çalıştırdım. Terhis olup Almanya’ya gittim. 12 yıl Almanya’da kalıp döndükten sonra, arkadaşları toplayın Kadıköy’de Dino adında bir stüdyo açtık, oğlumu da stüdyo sorumlusu oldu.Orada provalar yapmaya başladık.
Müzik piyasasına giriş
Metin Yavuzdoğan, Almanya’ya giderek orada dönemi tanınmış guruplarını canlı olarak sahnelerde izlemesinin müzikle ilgili birikim ve tecrübe sağladığını da belirterek şöyle konuşuyor:
“İyi ki Almanya’ya gittim. Orada Abba’yı, The Who, Rolling Stones. Chicago, Smookie, gruplarını sahnede izleme fırsatı buldum. Ve bizimle olan farkı gördüm. Çetin ile Nejat da Londra’ya gitmişti. Oradan amplifikatör sistemleri ve kolonlar getirdiler. Biz Caddebostan’da konser verirken, Marshall sistemiyle ki İngiltere’deki bütün gruplar Marshall sistemiyle konser verirken biz o sistemle 1968’de Caddebostan Budak Sineması’nda konser verdik ve gitarları parçaladık sahnede. Biz grup arkadaşlarımızla çok iyi geçinirdik. Hatta Cihat Günaydın biz kardeş sayılırız derdi. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu. Konserlerde beraberiz, otellerde, yemeklerde beraberiz. Pişman olduğumuz bir şey yok. İyi ki 1970’li yıllardaki arabesk furyasında Türkiye’de değildik. O dönem, Barış Manço, Cem Karaca, 3 Hürel bizim boşluğumuzu doldurmuşlar. Biz 90’larda Türkiye’ye gelep çalışmalara başladık. Ada Müzik bizim eski plaklarımızı bir albümde topladı. Naim Dilmener de bir kitap hazırladı, iyi bir tarihi belgesel eser oldu. Mavi Işıklar’ı herkes unutmaya başlamıştı. Bu hamle bizi tekrar gündeme getirdi, yine aranılan grup olduk.”
Öyle bir geçer zamanki dizisinde iki şarkımıza yer verildi
TV dizisinde şarkıları yer aldı
Bir zamanlar çok sevilen bir TV dizi olan “Öyle bir geçer zamanki” dizisinde guruplarının iki şarkısına yer verildiğini ifade eden Yavuzdoğan konuyu şöyle anlatıyor:
“Bir gün ilginç bir şey oldu. ‘Öyle bir geçer zamanki’ dizisini izliyoruz. Böyle bir konudan haberim yoktu. ‘Fındık Dalları ile Çayır Çemen Geze Geze’yi bu dizide kullanmak istiyoruz’ diye telefon geldi. Çünkü dizinin konusu 60’lı yıllarda geçtiği için o yılların en tanınmış grubu sizsiniz’ dediler. Ben de ‘çok memnun olurum’ dedim. Ama Helvacıyla, İyi Düşün Taşın’ı da eklerseniz daha iyi ses getirir dedim.. Beni dinlediler Dizide bu iki parçayı kullanarak lisede müzik yarışması yaptılar. Ve çok güzel bir anı idi bizim için”
Stüdyo çalışmalarının başlaması
Metin Yavuzdoğan, artık provalara başlayıp repertuarlarının genişlemesi zamanının geldiğini belirterek; “Sayan Plak’a gidip Yılmaz Sayan’a biz bir şarkı hazırladık stüdyoya girmek istiyoruz dediğimdeikinci bir soru sormazdı, stüdyoyu tahsis ederdi. Çayır Çimen Geze Geze, Kız Sen Geldin Çerkeşten, Yar Saçların Lüle Lüle, İyi Düşün Taşın o stüdyoda oluştu” diyor.
Türkiye’nin Beatles’ı deniyor
Grup olarak sahne kıyafetlerine de çok özen gösterdiklerini vurgulayan Yavuzdoğan ; “İmaj ve giyim tarzı gerekliliktir. Yeknesaklık ve sahnede uyum. Biz çünkü 50’li yıllardaki gruplardan ve 60’lı yıllarda Beatles’tan Rolling Stones’tan diğer gruplardan hepsinden giyim tarzlarını gördük. Aynı kıyafetler giyip sahnede birbirimize baktığımız zaman bize moral oluyordu. Önce beyaz pantolon mavi ceketler, daha sonra Beatles vari yakalar, önden düğmeli açık mavi, sonra koyu mavi elbiseler giydik. Hatta, Arca kumaşları bize kumaş verip diktirdiler bordo renkte"diye anlatıyor.
Tek seslilikten çok sesliliğe geçiş
Metin Yavuzdoğan, dönemin müzik piyasasında tek sesliğin hakim olduğu belirterek, şarkılarını artık çok sesli hale getirilemesi için yaptıkları çalışmaları da şöyle özetliyor:
“1966 yılında söz ve beste Gündoğdu Duran’a ait Ankara Rüzgarı şarkısını biz çok sesliye çevirdik. Şu anda Spotify’da dinleyici sayısı 30 milyona yaklaştı. İyi Düşün Taşın 11 milyonda. Bir yorum okudum ‘Gündoğdu Duran benim dedemdi’ diye yazılmış. Bunu duyduğum için çok mutluyum. Şimdilerde Ankara Rüzgarı o kadar güzel yorumlar alıyor ki.. Coşkun plak yakında 45’lik plak çıkaracak. Pikaplarımız vardı, genellikle Türk Müziği şarkıları dinlerdik. Evimizde bir piyano vardı, eski piyano idi. Little Richard çalıyordum ve çok faydasını gördüm. 1968’de Ankara konserimizde Beatles’ın Long Tall Sally ile girdik.”
Önce okul bitecek sonra müzik
Yavuzdoğan, babasının da bir inşaat mühendisi olduğunu belirterek , müziğin yanısıra mutlaka okulu bitirmesini gerektiğini özenle tavsiye ettiğini de sözlerine ekleyip şöyle anlatıyor:
“Babam da İnşaat Mühendisi idi. ‘okulu bitir öyle müziği devam ettir’ derdi. Ben de öyle yaptım. İnşaat mühendisi olarak, inşaatlarda bulundum, şantiye şefliği yaptım. Solo gitaristimiz Cihat Günaydın’ın babası müzik öğretmeniydi. Hem Gitar hem de keman çalıyordu. Bir gün evinde toplandık, Altın mikrofon yarışmasına gireceğiz parça bulamıyoruz, hangi şarkıyı çalacağız. Babası ‘Kahve Yemen’den gelir diye bir şarkı çalıyordu. Ben de mandolinle Helvacı’yı seslendirirken, ‘buldum Helvacı’ dedim. Babası ‘bomba gibi olur’ dedi. Ve bir ay kapandık. O vokaller, çift sesleri oluşturup, sonra yarışmaya girdik.”
Türler arası müzik etkileşimi
Mavi Işıklar’ın dönemin en popüler müzik rüzgarı olarak “Rock’ müziği modasının hakim olması nedeniyle rock tarzı yaptıkları belirten Yavuzdoğan “Bizim aranje ettiğimiz türkülerin yanısıra tamamen rock’n roll ile beslenen bir guruptuk. Daha ziyade üçlü akorlarla gidiyorduk. Ray Charles’lar gibi onları dinleye dinleye dolup o birikimi dışarıya vurduk 60’lı yıllarda.. Türümüz çok beğenildi” diye konuşuyor.
Müzik bağırmak değildir
Yavuzdoğan, günümüz müzik kalitesini beğenmediğini ifade ederek şöyle konuşuyor:
“Günümüz müziğini duygusal bulamıyorum, melodi zenginliği görmüyorum. Benim iki bestem var. ‘Nedir bu heyecan’ ve ‘Özgürlüğüm bende’ damadım tenor Berk Özbey harika seslendirdi. Ahmet Baykara da düzenleme yaptı. Şu anda dijital mecralarda yayınlanıyor. Karşılaştırılırsa günümüz müziğinde duygusallık yok ben zaten aramıyorum. Biz eskiden güzel şarkıları İngilizce de olsun sahnede seyircilere sunardık. Yani Rap ile ilgimiz yoktu. Söyleyeceğim şu ki, şarkı söylemek bağırmak demek değildir."
Atatürk’ün müziğe bakışı
Günümüzde yapay zeka ile yapılan müziğe karşı çıkan Yavuzdoğan bu konuda da şu düşüncelerini, “Yapay zekanın sanki başımıza bela olacağı gibi geliyor, sadece müzik dünyasında değil her alanda yapay zeka var artık. O zaman enstrüman çalanlar işsiz mi kalacak? Stüdyolar kapanacak mı? Atatürkümüz’ün bir sözü var, müthiş bir söz; “Müzikten hoşlanmayan insan değildir” Her zaman her gün müzikle ilgili yeni bir şey öğreniyorum” sözleriyle ifade ediyor.
Arkadaşlarımızın kaybı
Yıllarca müzik piyasasında unutulmaz bir yere sahip olduklarını da gururla anlatan Metin Yavuzdoğan o süreci de şöyle değerlendiriyor:
“Nejat Toksoy ile en son 2017’de Burgazada’da bir konserverdik. Orada gençleri coşturduk. Ama maalesef solistimiz rahatsızlandı 2019’da hayatını kaybetti. Eğer hayatta olsaydı onunla çok daha güzel işlere imza atardık. Önce 2012 yılında Cihat’ı kaybettik. Bir ara Beyaz Show’a çağırdılar. Orada, ‘vefat eden arkadaşlarımız bizin can damarımızdır’ diye gönderme yaptık. Nejat çok acılar yaşadı ailesiyle ilgili olarak. Kızın kaybetti, eşini kaybetti. Bir kızı kaldı Deniz Toksoy. Bizim Mavi Işıklar’ın şu anda bütün medyadaki hareketlerini o takip ediyor. Bizim en güzel iki tane anımız var. Biri 1965 ve 1966 yılllarındaki Altın Mikrofon yarışmaları. Erol Evgin, İlham Gencer var.. İlham Gencer, Şişli’de sahip olduğu Çatı Klübü’ne çağırıp bize şans vermiş bir insan ve onu da yarışmada geride bırakıyoruz, olacak iş değil. On yarışmacı vardı. Ferdi Özbeğen, Cahit Oben, Selçuk Alagöz gibi.”
Güçlü melodiler eskimez
Metin Yavuzdoğan müzik piyasasında şarkıların yıllarca dinlemesi ve canlı kalabilmesinin sözünün, bestesinin çok önemli olduğuna da dikkat çekerek;“Müzikte eskimeyen güçlü melodilerdir. Ben yaptığım bestelerdeki melodilerden daha çok kulağa hoş gelenleri seçiyorum ve tam 6 proje yaptım” diyor.
Mavi Işıklar müzikte bir köprüdür
Metin Yavuzdoğan Mavi Işıklar grubunun Türk Pop Müziği’nde bir köprü görevini yerine getirdiğine de dikkat çekerek şunları ifade ediyor:
“Hem batı müziğinde hem de Türk Müziği’nin gelişmesinde köprü olmuş bir gruptur Mavi Işıklar.. Cihat Günaydın, 2013’te çıkardığımız maxi singılda not yazmıştım. Gitarın kalıcı olduğunu gösterdi gitmedi kalıcı oldu. Nejat için de saatlerce konuşulur. Kardeşim Çetin Yavuzdoğan da grubumuzun bas gitaristi. Büyükçekmece’de oturuyor. Nejatı kaybettikten sonra gazeteciler de vardı.”Biz onsuz devam etmeyiz” dedi. Davulcumuz Zamir Manisa Amerika’daydı orada vefat etti. Lale Sineması’nda Sayra Orkan’ın film öncesi şovlarındaki konserlerimiz olurdu. Coşkun plak bize moral veriyor. 45’lik plak yapılıyor. Deniz Toksoy da uğraşıyor. Karşılıklı görüşmeler yapılıyor. 4 parça eklenecek. Ankara Rüzgarı, diğer tarafına İyi Düşün Taşın. Ülkü Aker’in sözlerini yazdığı iki şarkı da var, onlar da eklenecek.”

TRT Radyoevi'nin önünde hurda bir aracla çekilen fotoğraf LP albümüne kapak oldu

Efsane müzik grubu Mavi Işıklar'ın elemanı Metin Yavuzdoğan ile anılara yolculuk







FACEBOOK YORUMLAR