BİR KAZA ÜZERİNDEN SİYASET YAPILIR MI? BERK TÜTÜNCÜ ÖRNEĞİ VE MEDYANIN SORUMLULUĞU
BASINA AÇIK ÇAĞRI; Basının görevi, linç etmek değildir. Basının görevi, gerçeği bağlamıyla vermektir.
09 Ocak 2026 - 20:55 - Güncelleme: 09 Ocak 2026 - 21:22
Türkiye’de her yıl yüz binlerce trafik kazası yaşanıyor.
2025 yılı verilerine göre yalnızca bir yılda 1 milyon 444 bin 27 trafik kazası meydana geldi.
Bunların 1 milyon 177 bin 172’si maddi hasarlı,
266 bin 855’i ise ölümlü ve yaralanmalı kazalar olarak kayıtlara geçti.
Bu rakamlar, trafik kazalarının olağanüstü değil; ne yazık ki hayatın acı bir gerçeği olduğunu gösteriyor.
Ancak son dönemde kamuoyunun tanıklık ettiği bir durum var ki, bu gerçekliğin ötesine geçiyor:
Bir kazanın, siyasi ve kişisel itibarı hedef alan bir silaha dönüştürülmesi.
BERK TÜTÜNCÜ OLAYI: GERÇEKLER VE İDDİALAR
CHP Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü’nün geçmişte yaşadığı bir trafik kazası, bugün sistematik biçimde yeniden gündeme taşınmakta; olay, hukuki sürecinden koparılarak algı operasyonunun parçası hâline getirilmektedir.
Oysa dosyaya bakıldığında tablo nettir:
– Kaza olmuştur.
– Yaralanma bilgisi alındığında olay yerine dönülmüş, 112 aranmış, yaralılar hastaneye sevk edilmiştir.
– Polis ve hastane kayıtları mevcuttur.
– Alkol iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.
– “Olay yerinden kaçtı” iddiası resmi kayıtlarla örtüşmemektedir.
– Kaza tarihinde herhangi bir siyasi görev söz konusu değildir.
Bunlar iddia değil; belgeli süreçlerdir.
ASILI SORU ŞU:
BİR İNSANIN ACISI, SİYASİ MALZEME YAPILABİLİR Mİ?
Trafik kazası geçiren bir insanın, olay anında şok yaşaması,
panik hâlinde refleksif kararlar alması,
hatta hatalı davranması mümkündür.
Bu, insanlık hâlidir.
Ancak bir kazayı;
– bağlamından koparıp
– yargı dağıtır gibi manşetleştirip
– “ahlaki infaz”a dönüştürmek
ne gazeteciliktir ne de siyasettir.
Eğer her trafik kazası bu şekilde ele alınacaksa,
Türkiye’de milyonlarca insanın hayatı manşet yapılabilir.
Peki soralım:
Her kazayı haberleştiriyor muyuz?
Her yaralanmayı “kaçtı” diye mi yazıyoruz?
Yoksa mesele kişi mi?

BASINA AÇIK ÇAĞRI
Basının görevi, linç etmek değildir.
Basının görevi, gerçeği bağlamıyla vermektir.
Bir kazayı:
hukuki süreç devam ederken
tek taraflı iddialarla
kişilik hedef alarak
siyasal nefret diliyle
sunmak, toplumu zehirler.
Bugün ihtiyaç duyulan şey;
daha yüksek ses değil, daha yüksek etiktir.
SON SÖZ
Berk Tütüncü bir kaza yapmıştır.
İstemeden.
Ama o kazayı sürekli yeniden çarpıştıranlar,
bilinçli olarak insan onuruna çarpmaktadır.
Bu ülkenin ihtiyacı;
kazalar üzerinden nefret üretmek değil,
adalet, vicdan ve sorumlulukla konuşabilmektir.
Yaşar Kaba
2025 yılı verilerine göre yalnızca bir yılda 1 milyon 444 bin 27 trafik kazası meydana geldi.
Bunların 1 milyon 177 bin 172’si maddi hasarlı,
266 bin 855’i ise ölümlü ve yaralanmalı kazalar olarak kayıtlara geçti.
Bu rakamlar, trafik kazalarının olağanüstü değil; ne yazık ki hayatın acı bir gerçeği olduğunu gösteriyor.
Ancak son dönemde kamuoyunun tanıklık ettiği bir durum var ki, bu gerçekliğin ötesine geçiyor:
Bir kazanın, siyasi ve kişisel itibarı hedef alan bir silaha dönüştürülmesi.
BERK TÜTÜNCÜ OLAYI: GERÇEKLER VE İDDİALAR
CHP Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü’nün geçmişte yaşadığı bir trafik kazası, bugün sistematik biçimde yeniden gündeme taşınmakta; olay, hukuki sürecinden koparılarak algı operasyonunun parçası hâline getirilmektedir.
Oysa dosyaya bakıldığında tablo nettir:
– Kaza olmuştur.
– Yaralanma bilgisi alındığında olay yerine dönülmüş, 112 aranmış, yaralılar hastaneye sevk edilmiştir.
– Polis ve hastane kayıtları mevcuttur.
– Alkol iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır.
– “Olay yerinden kaçtı” iddiası resmi kayıtlarla örtüşmemektedir.
– Kaza tarihinde herhangi bir siyasi görev söz konusu değildir.
Bunlar iddia değil; belgeli süreçlerdir.
ASILI SORU ŞU:
BİR İNSANIN ACISI, SİYASİ MALZEME YAPILABİLİR Mİ?
Trafik kazası geçiren bir insanın, olay anında şok yaşaması,
panik hâlinde refleksif kararlar alması,
hatta hatalı davranması mümkündür.
Bu, insanlık hâlidir.
Ancak bir kazayı;
– bağlamından koparıp
– yargı dağıtır gibi manşetleştirip
– “ahlaki infaz”a dönüştürmek
ne gazeteciliktir ne de siyasettir.
Eğer her trafik kazası bu şekilde ele alınacaksa,
Türkiye’de milyonlarca insanın hayatı manşet yapılabilir.
Peki soralım:
Her kazayı haberleştiriyor muyuz?
Her yaralanmayı “kaçtı” diye mi yazıyoruz?
Yoksa mesele kişi mi?

BASINA AÇIK ÇAĞRI
Basının görevi, linç etmek değildir.
Basının görevi, gerçeği bağlamıyla vermektir.
Bir kazayı:
hukuki süreç devam ederken
tek taraflı iddialarla
kişilik hedef alarak
siyasal nefret diliyle
sunmak, toplumu zehirler.
Bugün ihtiyaç duyulan şey;
daha yüksek ses değil, daha yüksek etiktir.
SON SÖZ
Berk Tütüncü bir kaza yapmıştır.
İstemeden.
Ama o kazayı sürekli yeniden çarpıştıranlar,
bilinçli olarak insan onuruna çarpmaktadır.
Bu ülkenin ihtiyacı;
kazalar üzerinden nefret üretmek değil,
adalet, vicdan ve sorumlulukla konuşabilmektir.
Yaşar Kaba







FACEBOOK YORUMLAR