81 DENİZCİMİZİ KAYBETTİĞİMİZ, YAKIN TARİHİMİZİN EN HAZİN DENİZ KAZASI: "DUMLUPINAR FACİASI"
1953 yılının Mart ayında NATO, Akdeniz'de büyük çapta bir tatbikat yapacaktı. Doğal olarak Dumlupınar da bu tatbikata katıldı. Birkaç gün süren başarılı tatbikat sonrasında Dumlupınar, Gölcük'teki üssüne geri dönüyordu.
04 Nisan 2026 - 13:59
Mehmet ÜNLÜ
Dumlupınar, 1953 yılı 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece Çanakkale Boğazı'na girdi. Boğaz sadece coğrafi yapısı sebebiyle zorlu bir yer değil, aynı zamanda deniz akıntılarının da çok şiddetli olduğu bir bölgeydi. I.Dünya Savaşı sırasında cepheleri döven İngiliz zırhlıları, boğazın darlığı sebebiyle Türk topçusunun ateşinden kaçamayarak büyük kayıplar vermişlerdi. Dolayısıyla boğazı geçmek denizciler için her zaman kendine has riskler bulunduruyordu.
Elim Kaza
Gece saat 02.00'yi biraz geçmişti, Dumlupınar su yüzeyinde seyir etmekteydi. Çanakkale Boğazı'nın en dar yeri olan Nara Burnu yakınlarından geçiliyordu. Gecenin karanlığının yanı sıra etrafta muhteşem bir sis vardı, göz gözü görmüyordu. Tam o sırada Dumlupınar'ın baş kısmı bomba gibi patladı. Denizaltının üzerinde nöbet tutan askerler denize döküldü. Dumlupınar, İsveç bandıralı Naboland adlı bir şileple çarpışmıştı. Suya düşen denizcilerden ikisi, Naboland'ın pervanelerine doğru sürüklenerek can verdi. Birisi de akıntıya kapılarak yaşamını kaybetti, ancak 5 denizcimiz kurtulabildi..
Kurtarma Operasyonu Başlıyor
Dumlupınar boğazın soğuk sularına gömüldüğünde, sadece 22 denizcimiz arka torpido bölümüne sığınmayı başardı. Diğer denizciler ise, yıllar evvel atalarının düşmana aman vermediği, geçilmeyen Çanakkale'nin serin sularında, ebedi makberlerine gömüldüler. Günün ilk ışıklarıyla birlikte Dumlupınar'ın kurtarma şamandırası bulundu.
Naboland Şilebi Gözaltında
Denizaltında mahsur kalan askerlerle, kurtarma şamandırasındaki telefon aracılığıyla iletişime geçildi. Askerlere gereksiz yere konuşmamaları, sigara içmemeleri, şarkı veya türkü söylememeleri tembihlendi. Zira bu hareketler sınırlı oksijeni çabucak tüketecekti. Kısa sürede Kurtaran adlı yardım gemisi operasyonlara başladı.
Bu arada Dumlupınar ile kurtarma ekibi arasındaki konuşmalar:
— Alo Dumlu.
— Evet, Dumlu.
— Ben Üsteğmen Suat.
— Evet, efendim ben Selami
— Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat.
— Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı,
bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra
dairesi su ile dolu.
— Kaç kişisiniz orada?
— 22 kişiyiz.
— Diğer dairelerle irtibatınız var mı?
— Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap
vermiyorlar.
— Merak etmeyin 'Kurtaran' geldi biz buradayız.
— Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?
— Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz
sonra yine gelirim.
— Peki efendim...
Denizaltı Filosu Komutanı Tümamiral Fahri Korütürk de Gölcük'ten olay yerine hareket etti. Bu olaylar cereyan ederken, Dumlupınar'a çarpan Naboland şilebinin kaptanı Oscar gözaltına alındı.
Gergin Dakikalar
Dumlupınar'dan atılan yardım şamandırası, kurtarma çalışmalarına destek veriyordu. Şamandıranın teli takip edilerek denizaltıya ulaşılarak, denizaltının Kurtaran gemisine bağlanarak sudan çıkartılması planlandı. Tam 11 dalış yapıldı, fakat 90 metre derinliğindeki denizaltıya hiçbir dalgıç ulaşamadı. Şartlar yetersizdi, bu kadar derinliğe dalış yapabilecek teçhizat yoktu.
Ah Bir Ataş Ver
Kurtarma çalışmaları sonuç vermeyince denizcilere bu defa sigara içebilecekleri, sohbet edebilecekleri söylendi. Hatta türkü bile söyleyebilirlerdi. Denizin metrelerce altında, karanlıkta 'vatan sağ olsun' diyen askerler, son sigaralarını içerek muhabbet ederken 'ah bir ataş ver' adlı türküyü hep bir ağızdan söylediler.
Umutlar Tükeniyor
Boğazın kuvvetli akıntısı sebebiyle çalışmalar bir türlü ilerleyemiyordu. Son dalgıç yaklaşık 80 metre kadar derine inmeyi başardı ancak, basıncı dengelemek için kullanılan aletler yetersizdi. Dalgıç yüzeye baygın bir şekilde çıkartılarak zorlukla hayata döndürülebildi. Kurtarma çalışmalarını boşa çıkaran hazin olayda, Dumlupınar ile şamandıra arasındaki telin kopmasıydı. Böylece yüzey ile su altındaki denizcilerimiz arasında hiçbir bağlantı kalmamıştı.
Hüzünlü Bir Veda
Takvimler 7 Nisan 1953'ü gösterdiğinde, artık Dumlupınar ile hiçbir irtibat sağlanamıyordu. Tahminlere göre mevcut oksijen denizcileri 72 saat idare edebilirdi. 7 Nisan'da bu süre dolmuştu. Saat 15.00'de Başaran gemisinde denizciler için bir tören düzenlenerek kurtarma çalışmalarına son verildi.
Şehitlerimize Allah'tan rahmet dileriz, ışıklar içinde uyusunlar..
(Arşiv- DKK Deniz BasımeviDumlupınar
Özel sayısından alıntıdır)


81 denizcimizin şehit olduğu Dumlupınar Denizaltısı ile çarpışan
İsveç bandıralı Ticaret gemisi Naboland











Dumlupınar, 1953 yılı 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece Çanakkale Boğazı'na girdi. Boğaz sadece coğrafi yapısı sebebiyle zorlu bir yer değil, aynı zamanda deniz akıntılarının da çok şiddetli olduğu bir bölgeydi. I.Dünya Savaşı sırasında cepheleri döven İngiliz zırhlıları, boğazın darlığı sebebiyle Türk topçusunun ateşinden kaçamayarak büyük kayıplar vermişlerdi. Dolayısıyla boğazı geçmek denizciler için her zaman kendine has riskler bulunduruyordu.
Elim Kaza
Gece saat 02.00'yi biraz geçmişti, Dumlupınar su yüzeyinde seyir etmekteydi. Çanakkale Boğazı'nın en dar yeri olan Nara Burnu yakınlarından geçiliyordu. Gecenin karanlığının yanı sıra etrafta muhteşem bir sis vardı, göz gözü görmüyordu. Tam o sırada Dumlupınar'ın baş kısmı bomba gibi patladı. Denizaltının üzerinde nöbet tutan askerler denize döküldü. Dumlupınar, İsveç bandıralı Naboland adlı bir şileple çarpışmıştı. Suya düşen denizcilerden ikisi, Naboland'ın pervanelerine doğru sürüklenerek can verdi. Birisi de akıntıya kapılarak yaşamını kaybetti, ancak 5 denizcimiz kurtulabildi..
Kurtarma Operasyonu Başlıyor
Dumlupınar boğazın soğuk sularına gömüldüğünde, sadece 22 denizcimiz arka torpido bölümüne sığınmayı başardı. Diğer denizciler ise, yıllar evvel atalarının düşmana aman vermediği, geçilmeyen Çanakkale'nin serin sularında, ebedi makberlerine gömüldüler. Günün ilk ışıklarıyla birlikte Dumlupınar'ın kurtarma şamandırası bulundu.
Naboland Şilebi Gözaltında
Denizaltında mahsur kalan askerlerle, kurtarma şamandırasındaki telefon aracılığıyla iletişime geçildi. Askerlere gereksiz yere konuşmamaları, sigara içmemeleri, şarkı veya türkü söylememeleri tembihlendi. Zira bu hareketler sınırlı oksijeni çabucak tüketecekti. Kısa sürede Kurtaran adlı yardım gemisi operasyonlara başladı.
Bu arada Dumlupınar ile kurtarma ekibi arasındaki konuşmalar:
— Alo Dumlu.
— Evet, Dumlu.
— Ben Üsteğmen Suat.
— Evet, efendim ben Selami
— Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat.
— Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı,
bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra
dairesi su ile dolu.
— Kaç kişisiniz orada?
— 22 kişiyiz.
— Diğer dairelerle irtibatınız var mı?
— Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap
vermiyorlar.
— Merak etmeyin 'Kurtaran' geldi biz buradayız.
— Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?
— Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz
sonra yine gelirim.
— Peki efendim...
Denizaltı Filosu Komutanı Tümamiral Fahri Korütürk de Gölcük'ten olay yerine hareket etti. Bu olaylar cereyan ederken, Dumlupınar'a çarpan Naboland şilebinin kaptanı Oscar gözaltına alındı.
Gergin Dakikalar
Dumlupınar'dan atılan yardım şamandırası, kurtarma çalışmalarına destek veriyordu. Şamandıranın teli takip edilerek denizaltıya ulaşılarak, denizaltının Kurtaran gemisine bağlanarak sudan çıkartılması planlandı. Tam 11 dalış yapıldı, fakat 90 metre derinliğindeki denizaltıya hiçbir dalgıç ulaşamadı. Şartlar yetersizdi, bu kadar derinliğe dalış yapabilecek teçhizat yoktu.
Ah Bir Ataş Ver
Kurtarma çalışmaları sonuç vermeyince denizcilere bu defa sigara içebilecekleri, sohbet edebilecekleri söylendi. Hatta türkü bile söyleyebilirlerdi. Denizin metrelerce altında, karanlıkta 'vatan sağ olsun' diyen askerler, son sigaralarını içerek muhabbet ederken 'ah bir ataş ver' adlı türküyü hep bir ağızdan söylediler.
Umutlar Tükeniyor
Boğazın kuvvetli akıntısı sebebiyle çalışmalar bir türlü ilerleyemiyordu. Son dalgıç yaklaşık 80 metre kadar derine inmeyi başardı ancak, basıncı dengelemek için kullanılan aletler yetersizdi. Dalgıç yüzeye baygın bir şekilde çıkartılarak zorlukla hayata döndürülebildi. Kurtarma çalışmalarını boşa çıkaran hazin olayda, Dumlupınar ile şamandıra arasındaki telin kopmasıydı. Böylece yüzey ile su altındaki denizcilerimiz arasında hiçbir bağlantı kalmamıştı.
Hüzünlü Bir Veda
Takvimler 7 Nisan 1953'ü gösterdiğinde, artık Dumlupınar ile hiçbir irtibat sağlanamıyordu. Tahminlere göre mevcut oksijen denizcileri 72 saat idare edebilirdi. 7 Nisan'da bu süre dolmuştu. Saat 15.00'de Başaran gemisinde denizciler için bir tören düzenlenerek kurtarma çalışmalarına son verildi.
Şehitlerimize Allah'tan rahmet dileriz, ışıklar içinde uyusunlar..
(Arşiv- DKK Deniz BasımeviDumlupınar
Özel sayısından alıntıdır)


81 denizcimizin şehit olduğu Dumlupınar Denizaltısı ile çarpışan
İsveç bandıralı Ticaret gemisi Naboland



















FACEBOOK YORUMLAR