google.com, pub-8298445685675651, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

[email protected]

AVRUPA MERKEZ BANKASI BAŞKANINDAN İRAN SAVAŞININ ENFLASYONA ETKİLERİ HAKKINDA TAHMİNLERİ

20 Mart 2026 - 16:27 - Güncelleme: 20 Mart 2026 - 17:00

Küresel ekonomi, bir kez daha jeopolitik gerilimlerin gölgesinde yön arıyor. Avrupa
Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın son açıklamaları, bu yeni dönemin en
kritikbaşlıklarından birine işaret ediyor: İran’daki savaşın enflasyon üzerindeki etkisi. Lagarde’agöre bu etki geçici bir dalgalanmanın ötesinde, “kayda değer bir baskı”
oluşturmapotansiyeline sahip.

Bugün gelinen noktada mesele yalnızca bir bölgesel çatışma değil; enerji fiyatları,
küresel ticaret, para politikası ve hatta büyüme beklentilerinin kesiştiği çok katmanlı
bir ekonomiksınav söz konusu.

ENERJİ ŞOKU: ENFLASYONUN YENİ TETİKLEYİCİSİ

İran’daki savaşın en hızlı ve doğrudan etkisi enerji piyasalarında hissedildi. Petrol
ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, tıpkı 2022’deki Ukrayna krizi sonrası
olduğu gibi, maliyet enflasyonunu yeniden gündeme taşıdı. Nitekim Avrupa Merkez
Bankası da 2026 enflasyon tahminini %1,9’dan %2,6’ya yükseltmek zorunda kaldı.

Bu artışın arkasındaki temel mekanizma oldukça açık:

    * Enerji fiyatları yükselir
   
         * Üretim maliyetleri artar
   
         * Bu maliyetler tüketici fiyatlarına yansır

Lagarde’ın özellikle vurguladığı nokta da bu zincirleme etki. Enerji fiyatlarının
yükselmesi yalnızca akaryakıt ya da doğalgaz faturalarını artırmakla kalmıyor;
gıdadan ulaşıma kadar geniş bir fiyat yelpazesinde yukarı yönlü baskı yaratıyor.

Öte yandan savaşın enerji arzını tehdit etmesi, piyasada “risk primi” dediğimiz ekstra
fiyat artışlarını da beraberinde getiriyor. Örneğin Brent petrol fiyatlarının kısa sürede
110–120 dolar bandına yükselmesi, bu risk algısının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

MERKEZ BANKALARININ ZOR SINAVI

Lagarde’ın açıklamalarını önemli kılan bir diğer unsur, para politikası açısından ortaya
çıkan ikilem. Avrupa Merkez Bankası bir yandan enflasyonu kontrol altında tutmak 
isterken, diğer yandan ekonomik büyümeyi desteklemek zorunda.

Ancak İran savaşı bu dengeyi bozuyor. Çünkü:

       * Enflasyon yukarı yönlü risk taşıyor
 
       * Büyüme ise aşağı yönlü baskı altında
   
ECB’nin faizleri %2 seviyesinde sabit tutma kararı da bu ikili baskının bir sonucu.

Lagarde, mevcut tabloyu değerlendirirken özellikle “belirsizlik” kavramının altını çiziyor.
Ona göre savaşın süresi ve şiddeti, enflasyonun kalıcı mı yoksa geçici mi olacağını belirleyecek en kritik faktör.

Bu noktada merkez bankalarının karşı karşıya olduğu temel soru şu:
Enerji kaynaklı enflasyon artışı görmezden gelinebilir mi, yoksa müdahale mi
edilmeli? Geçmişte merkez bankaları bu tür şokları “geçici” kabul ederek daha
temkinli davranıyordu. Ancak bugün bu yaklaşımın geçerliliği sorgulanıyor. Çünkü
enerji fiyatlarındaki artış, ücretler ve beklentiler üzerinden kalıcı enflasyona dönüşme
riski taşıyor.

ENFLASYON BEKLENTİLERİ VE PSİKOLOJİK ETKİ

Ekonomide çoğu zaman göz ardı edilen ama en az veriler kadar önemli olan bir unsur
da beklentilerdir. İran savaşıyla birlikte tüketiciler ve üreticiler, fiyatların artmaya devam
edeceğini düşünmeye başlarsa bu beklenti kendi kendini gerçekleştiren bir sürece
dönüşebilir.

Lagarde’ın “enflasyonu kontrol altında tutmak için gereken her şeyi yapacağız” mesajı
da tam olarak bu beklenti yönetimine yönelik.

Çünkü:
   
       * Beklentiler bozulursa ücret talepleri artar

       * Ücret artışı maliyetleri yükseltir

       Bu da enflasyonu kalıcı hale getirir

Ekonomik literatürde “ikinci tur etkiler” olarak bilinen bu süreç, merkez bankalarının
en çok çekindiği senaryolardan biri.

AVRUPA EKONOMİSİ: KIRILGANLIK VE DAYANIKLILIK ARASINDA

Avrupa ekonomisi, enerji ithalatına olan bağımlılığı nedeniyle İran savaşından en fazla
etkilenen bölgelerden biri. Bu durum, enflasyon üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.
ECB’nin büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmesi de bu kırılganlığın bir
yansıması. 2026 için büyüme beklentisinin %1’in altına çekilmesi, savaşın ekonomik
aktivite üzerindeki olumsuz etkisini ortaya koyuyor.

Ancak Lagarde, Avrupa’nın 2022’ye kıyasla daha güçlü bir konumda olduğunu
savunuyor.

        * Bankacılık sistemi daha sağlam
     
        * Enerji arzı daha çeşitlendirilmiş
     
        * Enflasyon beklentileri daha iyi yönetiliyor

Bu nedenle ECB, paniğe kapılmadan ama temkinli bir şekilde hareket etmeyi tercih
ediyor.

KÜRESEL YANSIMALAR: SADECE AVRUPA MESELESİ DEĞİL

İran’daki savaşın enflasyonist etkisi yalnızca Avrupa ile sınırlı değil. Küresel
ölçekte bakıldığında:

        * ABD Merkez Bankası (Fed) faiz indirimlerinde temkinli davranıyor

        * İngiltere Merkez Bankası yeni faiz artışlarını gündeme alıyor

        * Küresel ticaret ve yatırım iştahı zayıflıyor

Bu tablo, enerji fiyatlarının küresel enflasyon için ortak bir belirleyici haline geldiğini
gösteriyor.

Başka bir ifadeyle, İran’daki savaş artık sadece jeopolitik bir kriz değil; küresel
para politikasını şekillendiren bir faktör haline gelmiş durumda.

SONUÇ: YENİ BİR ENFLASYON DALGASI MI GELİYOR?

Lagarde’ın “kayda değer baskı” ifadesi, aslında ihtiyatlı bir uyarıdan çok daha fazlasını
içeriyor. Bu ifade, küresel ekonominin yeniden bir enflasyon sarmalına girme ihtimaline
işaret ediyor.

Bugün için kesin olan şu:
 
           * Enerji fiyatları yüksek kaldıkça enflasyon riski sürecek
     
           * Savaş uzadıkça bu risk büyüyecek
       
             Merkez bankalarının manevra alanı daralacak

Ancak belirsiz olan ise şu soruda düğümleniyor:
Bu şok geçici mi olacak, yoksa kalıcı bir enflasyon rejiminin başlangıcı mı?
İşte Lagarde ve diğer merkez bankacıları için asıl sınav tam da burada başlıyor.
Çünkü verilecek her karar, yalnızca bugünün enflasyonunu değil, yarının ekonomik
düzenini de belirleyecek.

Kaynak: Euronews

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum