Toros Dağları’nın eteklerinde, zamanın ağır ağır aktığı bir coğrafyada yer alan Ürünlü Mahallesi, Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı küçük ama anlamı büyük yerleşimlerden biri. Betonlaşmanın ve hızlı kentleşmenin baskısı altında giderek silikleşen kırsal yaşam kültürünün hâlâ canlı biçimde hissedildiği Ürünlü, yalnızca bir mahalle değil; aynı zamanda Anadolu’nun yüzyıllara yayılan hafızasını taşıyan açık hava arşivi niteliğinde. Doğası, mimarisi, tarımsal üretim biçimleri ve sosyal dokusuyla Ürünlü, modern dünyanın gürültüsünden uzaklaşmak isteyenler için sessiz ama güçlü bir çağrı sunuyor.
Coğrafya ve Doğayla Kurulan Kadim İlişki
Ürünlü Mahallesi, Batı Torosların sarp ama bir o kadar da bereketli yamaçlarında konumlanıyor. Deniz seviyesinden oldukça yüksek bir rakımda bulunan yerleşim, Akdeniz iklimi ile karasal iklimin kesiştiği özgün bir mikroklimaya sahip. Bu durum, bölgede hem Akdeniz’e özgü bitkilerin hem de iç kesimlere has tarım ürünlerinin yetişmesine olanak tanıyor. Zeytin, ceviz, üzüm, elma ve çeşitli baklagiller, Ürünlü ’nün tarımsal kimliğini belirleyen başlıca ürünler arasında yer alıyor.
Doğayla kurulan ilişki burada tüketim odaklı değil, sürdürülebilirlik eksenli. Toprak, yalnızca bir üretim aracı değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir emanet olarak görülüyor. Bu yaklaşım, günümüzde sıkça dile getirilen çevresel duyarlılık kavramının, Ürünlü ’de uzun yıllardır fiilen yaşandığını gösteriyor.
Düğmeli Evler ve Mimari Bellek
İbradı ve çevresi denildiğinde akla gelen ilk unsurlardan biri, hiç kuşkusuz “düğmeli evler.” Ürünlü Mahallesi de bu özgün mimari geleneğin canlı örneklerini barındırıyor. Taş ve ahşabın bir arada kullanıldığı, çimento ve modern bağlayıcılar olmadan inşa edilen bu evler, yalnızca estetik açıdan değil, iklimle uyumlu yapılarıyla da dikkat çekiyor. Yazın serin, kışın nispeten sıcak kalan bu yapılar, yerel bilginin mimariye nasıl ustalıkla yansıtıldığının somut kanıtı.
Düğmeli evler aynı zamanda sosyal hayatın da merkezinde yer alıyor. Geniş avlular, komşuluk ilişkilerinin güçlendiği ortak alanlar olarak kullanılıyor. Bu mimari düzen, bireyselliğin değil, birlikte yaşama kültürünün ön planda tutulduğunu gösteriyor.
Sosyal Yaşam ve Dayanışma Kültürü
Ürünlü Mahallesi’nde sosyal hayat, modern kentlerdeki gibi hız ve rekabet üzerine kurulu değil. Burada yaşam, mevsimlerin ritmine göre şekilleniyor. Ekim, hasat, imece ve geleneksel bayramlar, toplumsal dayanışmayı pekiştiren temel unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle imece usulü çalışmalar, mahalle kültürünün hâlâ diri olduğunun en net göstergelerinden biri.
Nüfusun önemli bir kısmını yaşlı bireyler oluştursa da bu durum Ürünlü ‘nün sosyal yapısını zayıflatan değil, aksine güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor. Yaşlı nüfus, yerel bilginin ve kültürel hafızanın taşıyıcısı konumunda. Genç kuşaklar her ne kadar eğitim ve iş nedeniyle büyük şehirlere yönelse de Ürünlü ile kurulan bağ tamamen kopmuş değil. Yaz aylarında ve hasat dönemlerinde mahalleye dönüşler, bu bağın hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.
Tarım, Geçim ve Ekonomik Gerçeklik
Ürünlü ‘nün ekonomik yapısı büyük ölçüde tarıma ve hayvancılığa dayanıyor. Ancak bu üretim, endüstriyel tarımdan ziyade küçük ölçekli ve aile temelli bir yapıya sahip. Kimyasal girdilerin sınırlı kullanımı, ürünlerin hem daha sağlıklı hem de daha değerli olmasını sağlıyor. Son yıllarda organik tarım ve yerel ürünlere olan ilginin artması, Ürünlü gibi mahalleler için yeni fırsat alanları yaratıyor.
Bununla birlikte, kırsal alanların genel sorunu olan gelir yetersizliği ve genç nüfusun göçü, Ürünlü için de önemli bir risk unsuru. Yerel üretimin katma değerinin artırılması, kooperatifleşme ve kırsal turizm gibi modeller, mahallenin ekonomik sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.
Kırsal Turizm ve Gelecek Perspektifi
Ürünlü Mahallesi, sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerle kırsal turizm açısından ciddi bir potansiyele sahip. Yürüyüş rotaları, geleneksel mimari, yerel mutfak ve sakin yaşam tarzı, özellikle son yıllarda artan “yavaş yaşam” arayışına hitap ediyor. Ancak bu potansiyelin değerlendirilmesi, plansız ve kontrolsüz bir turizm anlayışıyla değil; yerel dokuyu koruyan, küçük ölçekli ve katılımcı modellerle mümkün olabilir.
Ürünlü ‘nün geleceği, geçmişiyle kuracağı dengeli ilişkide saklı. Ne tamamen geçmişe kapanmak ne de kimliğini kaybedecek ölçüde modernleşmek… Asıl mesele, bu iki uç arasında sürdürülebilir bir yol bulabilmek.
Sonuç Yerine
Antalya’nın turizmle özdeşleşmiş parıltılı yüzünün arkasında, Ürünlü Mahallesi gibi sessiz ama derinlikli yerleşimler bulunuyor. Ürünlü, bize kalkınmanın yalnızca beton, asfalt ve yüksek binalarla ölçülmediğini hatırlatıyor. Doğayla uyumlu yaşam, güçlü sosyal bağlar ve kültürel süreklilik; belki de geleceğin en değerli sermayesi. Torosların bu mütevazı mahallesi, geçmişten gelen bilgeliğiyle bugünü sorgulatan, yarına ise sakin ama umutlu bir pencere aralıyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]


FACEBOOK YORUMLAR