Dijital çağın en görünmez ama en etkili aktörü artık algoritmalar. Ekonomiden siyasete, kamu hizmetlerinden tüketici tercihlerine kadar pek çok alanda karar alma süreçlerinin arkasında milyonlarca satır kod çalışıyor. Bu kodlar kimi zaman kredi notumuzu belirliyor, kimi zaman sağlık hizmetlerine erişimimizi etkiliyor, kimi zaman ise neyi okuyacağımıza ya da hangi habere daha çok maruz kalacağımıza karar veriyor. Ancak bu büyüyen güçle birlikte “algoritma denetimi” de küresel ölçekte yeni bir zorunluluk olarak gündeme oturuyor.
Son beş yılda hem Avrupa Birliği hem ABD hem de Birleşik Krallık, algoritmik karar sistemlerinin bağımsız gözetim yoluyla şeffaflaştırılmasına yönelik düzenleme paketlerini gündeme aldı. Türkiye’de ise Dijital Dönüşüm Ofisi’nin ve Rekabet Kurumu’nun raporlarında ilk kez “algoritmik şeffaflık”, “otomatik karar sistemlerinde hesap verebilirlik” ve “yüksek etkili algoritmaların risk denetimleri” gibi başlıklar belirgin şekilde öne çıkmaya başladı. Üstelik yalnızca devletler değil, şirketler de artık algoritmalarını denetlenebilir biçimde tasarlamanın hem itibar hem de risk yönetimi açısından stratejik olduğunu kabul ediyor.
Neden Algoritma Denetimine İhtiyaç Var?
Algoritmaların en büyük avantajı hız, ölçek ve verimlilik. Fakat bu avantajlar aynı zamanda hataların da büyük etkiler doğurmasına yol açabiliyor. Örneğin:
Önyargı Riski: Veri setindeki küçük bir kayma, belirli grupların sistematik olarak dezavantajlı çıkmasına neden olabiliyor. Bu durum işe alım sistemlerinden sigorta fiyatlamasına kadar geniş bir alanı etkiliyor.
Kara Kutu Problemi: Pek çok makine öğrenmesi modeli, özellikle derin öğrenme teknikleri, sonuç üreten ancak mantığını açıklamayan “kara kutular” gibi çalışıyor.
Piyasa Gücü ve Manipülasyon: Büyük platformların öneri, sıralama ve fiyatlama algoritmaları, rekabeti bozabilecek nitelikte gizli avantajlar yaratabiliyor.
Güvenlik Açıkları: Algoritmaların kendi içindeki yapay zekâ zafiyetleri, manipülatif girişimlere açık kapı bırakabiliyor.
Bu riskler, yalnızca teknik sorunlar olarak kalmıyor; toplumsal güven, tüketici refahı, adalet duygusu, rekabet düzeni ve hatta demokrasi üzerinde uzun vadeli etkilere yol açabiliyor. Bu nedenle algoritma denetimleri artık yalnızca bir teknoloji tartışması değil; bir kamu politikası meselesi, hatta bir sosyal adalet sorunu olarak görülüyor.
Düzenleme Dalgası: Dünyanın Yeni Normu
Avrupa Birliği’nin yürürlüğe giren Yapay Zekâ Yasası, yüksek riskli algoritmalar için açık kurallar getiriyor: İnsan denetimi, kayıt tutma, doğrulanabilirlik, bağımsız değerlendirme ve bütüncül risk yönetimi. ABD’de Federal Ticaret Komisyonu, algoritmaların “dayanılmaz gücü” karşısında daha agresif bir denetim stratejisine yöneldi. İngiltere ise “gevşek ama yönlendirici” bir modelle sektör bazlı rehberlik oluşturuyor.
Bu üç farklı yaklaşımın ortak noktası, algoritmaların kendiliğinden şeffaf olmayacağı, dolayısıyla dışsal bir gözetim mekanizmasına ihtiyaç duyduğu gerçeği.
Şirketler açısından bu süreç önce yük gibi görünse de orta vadede rekabet üstünlüğüne dönüşüyor. Zira şeffaflık ve denetlenebilirlik, kullanıcı güvenini artırıyor; yatırımcıların risk algısını azaltıyor, regülasyonlara uyum konusunda esneklik sağlıyor.
Türkiye İçin Yol Haritası
Türkiye’de algoritma denetimi henüz sistematik bir çerçeveye kavuşmuş değil; ancak güçlü bir başlangıç için gerekli yapı taşları mevcut.
Sektörel Denetim Kurulları: Bankacılık, sağlık, sigorta ve e-ticaret gibi yüksek etkili alanlarda algoritma kullanımına ilişkin rehberlerin hazırlanması gerekiyor.
Bağımsız Teknik Denetim Laboratuvarları: Üniversite–özel sektör iş birliğiyle riskli yapay zekâ modellerinin test edileceği laboratuvarların kurulması önemli bir adım olabilir.
Algoritmik Etki Analizi Zorunluluğu: Büyük platformlar ve kritik sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için düzenli etki analizi raporları hazırlanması şart haline getirilmelidir.
Vatandaş Hakları Çerçevesi: Otomatik karar sistemlerinde “itiraz hakkı”, “algoritmik açıklanabilirlik talebi” ve “insan denetimi” gibi güvenceler güçlendirilmelidir.
Bu adımlar, yalnızca riskleri azaltmakla kalmaz; Türkiye’nin dijital ekonomide güvenilirlik standardı oluşturmasını sağlar.
Şeffaf Algoritmalar: Yeni Toplumsal Sözleşme
Dijitalleşme dalgası durdurulamaz; yapay zekâ tabanlı karar sistemleri ekonominin her alanına daha fazla nüfuz edecek. Bugün basit bir kredi skoru ya da reklam gösterimi olarak gördüğümüz sistemler, yarın iş bulma, eğitimde fırsat eşitliği, sağlık erişimi, vatandaşlık hizmetleri gibi çok daha kritik alanları şekillendirecek.
Bu nedenle algoritma denetimleri aslında dijital çağın yeni toplumsal sözleşmesi anlamına geliyor. Amaç, teknolojiyi durdurmak değil; onun toplumsal faydayı artıracak şekilde güvenli, adil ve hesap verebilir biçimde işlemesini sağlamak.
Önümüzdeki dönemin en büyük rekabet alanı teknoloji değil, güven olacak. Ve bu güvenin anahtarı da şeffaf ve denetlenebilir algoritmalar.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]


FACEBOOK YORUMLAR