google.com, pub-8298445685675651, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

[email protected]

2026 OCAK AYI MEVSİM ETKİSİNDEN ARINDIRILMIŞ TÜFE

07 Şubat 2026 - 10:43

Ocak ayı enflasyon verileri her yıl olduğu gibi bu yıl da ekonomi gündeminin merkezine yerleşti. Ancak bu kez tartışma yalnızca manşette görünen yıllık ya da aylık artış oranlarıyla sınırlı kalmadı. Asıl dikkat çeken başlık, mevsim etkisinden arındırılmış TÜFE’nin ocak ayında zirveye ulaşması oldu. Bu gelişme, enflasyonun geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu sorusunu yeniden gündeme taşırken, fiyat artışlarının arka planındaki dinamikleri daha net görmemizi sağlayan önemli bir sinyal üretti.
Mevsim Etkisinden Arındırılmış TÜFE Nedir?
Önce kavramı netleştirmek gerekiyor. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), hane halklarının tükettiği mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki ortalama değişimi ölçer. Ancak bazı fiyat hareketleri, ekonomideki yapısal sorunlardan değil, yılın belirli dönemlerinde tekrarlanan mevsimsel faktörlerden kaynaklanır.
Örneğin;

  • Ocak ayında eğitim, kira ve bazı hizmet kalemlerinde toplu fiyat ayarlamaları,
  • Yaz aylarında gıda fiyatlarında hasat etkisiyle yaşanan düşüşler,
  • Turizm sezonunda konaklama ve ulaştırma fiyatlarındaki artışlar,
Bunların tamamı mevsimsel dalgalanmalardır.
İşte mevsim etkisinden arındırılmış TÜFE, bu tekrar eden takvim etkilerini istatistiksel yöntemlerle temizleyerek, fiyatların gerçek eğilimini ortaya koymayı amaçlar. Böylece “bu ay fiyatlar neden arttı?” sorusuna, takvimden bağımsız, daha sağlıklı bir yanıt verilir.
Ocak Ayı Neden Kritik?
Ocak ayı, Türkiye gibi yüksek enflasyon geçmişi olan ülkelerde her zaman özel bir yere sahiptir. Bunun birkaç temel nedeni bulunuyor:
  1. Yönetilen ve yönlendirilen fiyat ayarlamaları bu ayda yoğunlaşır. Vergiler, harçlar, bazı kamu hizmetleri ve sözleşmeye bağlı fiyatlar Ocak’ta güncellenir.
  2. Ücret artışları yılın başında devreye girer ve talep kanalı üzerinden fiyatlara yansır.
  3. Firmalar, yeni yıl başında maliyet artışlarını fiyatlara yansıtma eğilimindedir.
Bu nedenle ham TÜFE verilerinde ocak ayı artışları genellikle yüksek seyreder. Ancak bu artışların ne kadarının “takvimsel”, ne kadarının “kalıcı” olduğu sorusunun yanıtı, mevsim etkisinden arındırılmış seride gizlidir.
Zirve Ne Anlama Geliyor?
Ocak ayında mevsim etkisinden arındırılmış TÜFE’nin zirve yapması, fiyat artış hızının yalnızca takvimsel nedenlerle değil, ekonominin iç dinamikleriyle de ivmelendiğine işaret ediyor. Bu durum üç önemli mesaj barındırıyor:
Birincisi, fiyatlama davranışlarında katılık hâlâ güçlü. Firmalar, maliyet artışlarını gecikmeden fiyatlara yansıtıyor ve geri adım atmıyor. Bu da enflasyonun aşağı yönlü esnekliğinin zayıf olduğuna işaret ediyor.
İkincisi, talep tarafı sanıldığı kadar zayıf değil. Reel gelirlerde yaşanan erozyona rağmen, özellikle zorunlu tüketim kalemlerinde fiyat artışları hız kesmiyor. Bu, ücret artışlarının ve kredi kanallarının enflasyon üzerindeki etkisinin sürdüğünü gösteriyor.
Üçüncüsü, beklenti kanalı çalışmaya devam ediyor. Enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanamaması, firmaların ve hane halklarının “nasıl olsa artacak” refleksiyle hareket etmesine neden oluyor.
Manşet Enflasyon ile Alttaki Gerçeklik Arasındaki Fark
Kamuoyunda en çok konuşulan veri yıllık TÜFE oranı olsa da politika yapıcılar açısından mevsim etkisinden arındırılmış aylık artışlar çok daha kritik. Çünkü bu seri, enflasyonun hızlanıp hızlanmadığını anlık olarak gösterir.
Ocak ayında yıllık enflasyon baz etkisi nedeniyle sınırlı bir düşüş gösterse bile, mevsimsel etkilerden arındırılmış aylık artışın yükselmesi şu anlama gelir:
Enflasyon düşüyor gibi görünse de fiyat artış motoru hâlâ yüksek devirde çalışıyor.

Bu da dezenflasyon sürecinin kağıt üzerinde ilerlediği, ancak sahada henüz yeterince hissedilmediği anlamına gelir.
Para Politikası Açısından Okuma
Merkez bankaları için mevsim etkisinden arındırılmış göstergeler, politika kararlarının pusulasıdır. Ocak verisi, sıkı para politikasının etkilerinin henüz istenen ölçüde kalıcılaşmadığını düşündürüyor.
Faiz artışlarıyla talep baskısının törpülenmesi hedeflenirken, fiyatlama davranışlarında kalıcı bir kırılma sağlanamaması, para politikasının tek başına yeterli olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle:
  • Maliye politikasıyla yeterli eşgüdüm sağlanamaması,
  • Kamu fiyat ayarlamalarının yüksek seyri,
  • Ücret-fiyat sarmalına yönelik net bir çerçevenin olmaması,
Enflasyonla mücadeleyi zorlaştıran unsurlar olarak öne çıkıyor.
Hissedilen Enflasyon Neden Düşmüyor?
Sokaktaki vatandaş açısından mesele teknik tanımlar değil, cebine yansıyan gerçeklik. Mevsim etkisinden arındırılmış TÜFE’nin zirve yapması, hissedilen enflasyonun neden düşmediğini de açıklıyor.
Çünkü:
  • Gıda, kira ve hizmetler gibi harcamaların büyük bölümünü oluşturan kalemlerde fiyat artışları devam ediyor.
  • Fiyatlar artmaya devam ettiği sürece, artış hızının yavaşlaması bile vatandaş için “rahatlama” anlamına gelmiyor.
  • Ocak ayındaki toplu ayarlamalar, yılın geri kalanında da referans fiyat haline geliyor.
Önümüzdeki Dönem Ne Söylüyor?
Ocak ayı verisi, yılın geri kalanı için otomatik bir kötümserlik üretmek zorunda değil. Ancak güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Mevsim etkisinden arındırılmış göstergelerde kalıcı bir düşüş görülmeden, enflasyonda kalıcı iyileşmeden söz etmek zor.
Önümüzdeki aylarda:
  • Aylık artışların belirgin biçimde %1–1,5 bandının altına gerilemesi,
  • Hizmet enflasyonunda ivme kaybı,
  • Beklentilerde somut bir iyileşme,
Görülmeden “zirve geride kaldı” demek erken olacaktır.
Sonuç: Takvim Değil, Eğilim Konuşuyor
Ocak ayında mevsim etkisinden arındırılmış TÜFE’nin zirve yapması, enflasyonla mücadelenin henüz kritik eşiği aşamadığını gösteriyor. Takvim etkileri temizlendiğinde bile fiyat artışlarının hız kesmemesi, sorunun yapısal boyutuna işaret ediyor.
Gerçek dezenflasyon, yalnızca baz etkileriyle değil; davranışların, beklentilerin ve politika koordinasyonunun değişmesiyle mümkün. Aksi halde her ocak ayında yeni bir “zirve” tartışması yapmaya devam ederiz — rakamlar değişir, his değişmez.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum