Prof. Dr. Türk:
“CHP’li belediye başkanları hakkında yapılan bu uygulama, Anayasa’nın 9. maddesinde belirtilen ‘yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı’ ile 138. maddesinde öngörülen ‘mahkemelerin bağımsızlığı’ ilkeleriyle bağdaşmıyor. Hâkimler, kararlarını her türlü siyasî etkinin dışında kalarak vermelidir. Devletin temeli niteliğindeki adalet böyle gerçekleşir.”
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı olarak yürütülen “rüşvet” ve “irtikâp” soruşturması kapsamında İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararı ile tutuklanması ve İçişleri Bakanlığı’nca “geçici bir tedbir olarak” görevden uzaklaştırılması hakkında eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir değerlendirme yaptı.
“31 Mart 2024 yerel genel seçimlerinde CHP adayı olarak seçilmiş bulunan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 16.3.2026 tarih ve 2026/276 Sorgu numaralı kararı ile ‘rüşvet’ ve ‘irtikâp’ (TCK m. 252, 250) suçlamasıyla tutuklandı. İçişleri Bakanlığı’nca Anayasa’nın 127., Belediye Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca ‘geçici bir tedbir olarak’ görevden uzaklaştırıldı. İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı işlem, tutuklama kararının sonucudur. Olayda tutuklama kararı verilmesi çeşitli yönlerden değerlendirilebilir:
a) Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. maddesine göre “Davaya bakmak yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.” (f. 1). Oysa olayda Kuşadası Belediyesi ile bağlantılı ‘rüşvet’ ve ‘irtikâp’ soruşturması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülüyor ve Belediye Başkanı Ömer Günel hakkında tutuklama kararı İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği’nce veriliyor.
b) Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutuklama kararı için öngörülen koşullar, kişi özgürlüğü ve güvenliğini gözeten bir anlayışla yorumlanmalıdır.. Anayasa’nın 19. maddesinin III. fıkrasına göre ‘Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.’
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin 1. fıkrası şöyledir: ‘Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde, tutuklama kararı verilemez.’
Olayın bu koşullar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Şüpheliye atılı ‘rüşvet’ ve ‘irtikâp’ suçları, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101. maddesinde sıralanan ‘tutuklama nedeni var’ sayılabilecek katalog suçlardan değildir. Suçun özelliği, şüpheli veya sanığın durumu gerektirmedikçe tutuksuz yargılama kural, tutuklama istisnadır. Dolayısıyla halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanları hakkında mutlaka bir soruşturma açmak gerekiyorsa bunu kurala uygun yapmak gerekir; onları görevlerini yapmaktan alıkoyan istisnayı uygulamak yanlıştır. Seçilmiş belediye başkanlarının engellenmeden çalışabilmesi, demokratik hukuk devletinin gereğidir.
c) 31 Mart 2024 yerel genel seçimlerinden sonra tutuklanan CHP’li belediye başkanlarının sayısı Ömer Günel ile 17’ye, 3 büyükşehir belediye başkanı ile birlikte 20’ye çıktı. Bu sayı, önemli bir rakamdır. DEM Partili tutuklu 1 belediye başkanı dışında başka partili, örneğin AKP veya MHP’li tutuklu hiçbir başkan yok. CHP’li belediye başkanları hakkında yapılan bu uygulama, Anayasa’nın 9. maddesinde belirtilen ‘yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı’ ile 138. maddesinde öngörülen ‘mahkemelerin bağımsızlığı’ ilkeleriyle bağdaşmıyor. Hâkimler, kararlarını her türlü siyasî etkinin dışında kalarak vermelidir. Devletin temeli niteliğindeki adalet böyle gerçekleşir.
(20.3.2026)


FACEBOOK YORUMLAR