Prof.DR. Hİkmet Sami TÜRK

Prof.DR. Hİkmet Sami TÜRK

[email protected]

İMAMOĞLU'NUN DİPLOMA DAVASI

24 Ocak 2026 - 12:40

Prof. Dr. Türk:
Ekrem İmamoğlu’nun yükseköğrenim diploması konusunun hukukî bakımından en önemli yönü, şimdi idarî yargı kararıyla karşımızdadır. Anayasa’mızın 9. maddesine göre, ‘Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız  mahkemelerce kullanılır.’ 138. maddeye göre, ‘Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.’ (f. I).

İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nce bu gün verilen yanlış kararın İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nda öngörülen olağan başvuru yollarında düzeltilmesi (m. 45/1, 46/I),  adaleti devletin temeli olarak gören, bu inancını kaybetmek istemeyen halkımızın beklentisidir.”

 İstanbul Üniversitesi (İÜ) Yönetim Kurulu’nun hâlen tutuklu  İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun   İşletme Fakültesi’nden 1994 yılında aldığı diplomanın 32 yıl sonra iptal edilmesine karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açtığı dava, kısa bir süre önce gerçekleşen bir heyet değişikliğinden sonra bu gün (23.1.2026) oybirliğiyle reddedilmiştir.

Bu konuda eski Devlet, Millî Savunma ve Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, yazılı bir değerlendirme yaptı:

“İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin kararı, İmamoğlu’nun 1990 yılında KKTC’deki Girne Amerikan Üniversitesi’nden İ. Ü. İşletme Fakültesi’ne yatay ‘geçişinde açık hata’ bulunması gerekçesine dayanmaktadır. 

İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında idarî dava türlerinin başında ‘İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları’ yer almaktadır.

İmamoğlu’nun Girne Amerikan Üniversitesi’nden İ. Ü. İşletme Fakültesi’ne yatay geçişindeki usulsüzlük iddiası, anılan Üniversite’nin o tarihte henüz Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından  tanınmamış olmasına dayanmaktadır. Yatay geçiş, Anayasa’nın 130. maddesi uyarınca bilimsel özerkliği olan İstanbul Üniversitesi tarafından kabul edilmiş ve İmamoğlu, öğrenimini İşletme Fakültesi’nde tamamlayarak diplomasını almıştır. Bu diploma, İşleme Fakültesi Programındaki bütün derslerin sınavları verilerek 1994 yılında alınmıştır.   

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 32 yıl önce İÜ   İşletme Fakültesi’nden aldığı diplomanın İÜ Yönetim Kurulunca iptali, her şeyden önce yetki gaspı niteliğinde bir işlemdir. İstanbul Üniversitesi tarihinde benzeri olmayan bu karar aslında yok hükmündedir. Bu karar, İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında iptal davaları için öngörülen nedenlerin hepsi yönünden hukuka aykırıdır.

Olağan koşullarda bir idarî işlem, İdarî Yargılama Usulü Kanunu’na göre  iptal davası  süresi olan 60 gün içinde  geri alınabilir (m. 7/1). İşlemin yok hükmünde olması, açık hataya dayanması veya gerçek olmayan beyan ve belgelerle, hile ile elde edilmiş olması durumunda bu süre geçtikten sonra da geri alınabileceği, Danıştay  tarafından kabul edilmektedir. Ama olayda böyle bir  durum yoktur. İmamoğlu’nun diplomasını böyle aldığı, ispattan yoksun bir suçlamadır. İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nin hiçbir kanıta dayanmayan böyle bir iddiayı kabulü, yargıya ve adalete olan güveni sarsacak niteliktedir. 

Böyle bir diplomanın iptali, kazanılmış hakların ortadan kaldırılması demektir. Hukukî istikrar ve hukukî güvenilirlikle bağdaşmayan bu karar, açıkça Anayasa’nın 2. maddesindeki ‘hukuk devleti’ ilkesine aykırıdır.

 İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Anayasa’nın 101/I. maddesi uyarınca  Cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli yükseköğrenim diplomasının iptali, hukukî dayanaktan yoksun, tamamıyla siyasî nitelikte bir karardır. İ. Ü. Yönetim Kurulu, İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmekle önümüzdeki seçimde O’nun Cumhurbaşkanı adaylığını engellemek, O’nu rakip olarak saf dışı bırakmak isteyenlerin siyasî emellerine alet olmuştur. Türkiye’nin en büyük Üniversitesi bu duruma düşürülmemeliydi.

Ekrem İmamoğlu’nun yükseköğrenim diploması konusunun hukukî bakımından en önemli yönü, şimdi idarî yargı kararıyla karşımızdadır. Anayasa’mızın 9. maddesine göre, ‘Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız  mahkemelerce kullanılır.’  138. maddeye göre, ‘Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.’ (f. I).

İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nce bu gün verilen yanlış kararın İdarî Yargılama Usulü Kanunu’nda öngörülen olağan başvuru yollarında düzeltilmesi (m. 45/1, 46/I),  adaleti devletin temeli olarak gören, bu inancını kaybetmek istemeyen halkımızın beklentisidir.”
(23.1.2026)

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum