Değerli okuyucular,
Ülkemizde; gıda ürünlerinde olsun, ticaret ve tarım alanlarında olsun kısacası tüm sektörlerde bir başıbozukluk almış gidiyor. Artık, “Ticari Ahlak” denilen kavram tarihe karıştığı için, sektörlerde ne yazık ki gelişi güzellik, büyük bir disiplinsizlik hakim. Ve bundan her gün herkesin payını aldığı bir ortam yaşıyoruz.
Bu yazımda, bir ailenin başına gelen adeta fıkralara konu olacak tarzda bir olayı paylaşıyorum..
Tanınmış bir firmanın üretimi olan yeni bir kombi yaklaşık 5 buçuk yıl önce eskisiyle değiştirilerek bir eve monte edilir ve gerekli kontroller yapıldıktan sonra faaliyete geçirilir.
Ev halkı, zaman zaman banyo için veya özellikle elde bulaşık yıkamada sıcak sudan yararlandığı gibi, kışın da ısınma yönünden ve kurallara titizlikle uyarak kombiyi kullanırlar. Ve bu düzende 5 buçuk yıl sürer gider.
Kış mevsiminin tavan yapmaya başladığı zaman olan Kasım ayından itibaren evlerin ısınma süreci ile birlikte, tabi merkezi kalorifer sistemi olsun, elektrikli ısıtıcılar olsun kombiler de artık faaliyete geçer.
Bu macerada, “ Yoğuşmalı” olarak çalışan kombinin 1 buçuk ay önceden itibaren komedi ötesi arıza serüveni de şöyle gelişir.
Kasım ayının ortalarından itibaren, her yıl olduğu gibi bu yıl da ısıtma işlemini başarıyla sürdüren kombinin; ne olduysa nasıl olduysa “dijital ekran”da “A01” denilen hata kodu (ateşleme hatası) uyarısı vererek yanıp söner.
Bu arada, (R-reset) tuşuna basılıp normale döndürme işlemi yapılır. Bir süre normal çalışmasına devam eden kombide 5 dakika geçmeden A01 uyarısı yeniden belirir. Tekrar resetleme işlemi yapılsa da bu kez daha kısa sürede A01 uyarısı yanıp söner ve ama artık “reset”leme yapılsa da etkilemez ve bu kez aynı hatayı sürekli göstermeye başlar.
Hemen, ilgili markanın servisine haber verilir. Ancak, işlerin yoğunluğu nedeniyle tam iki gün sonra öğle üzeri servis elemanı gelir. Kontrol eder ancak kombinin bacasına takılı alevin çıktığı borunun kısa olduğunu ve o nedenle arıza gösterdiğini, borunun mutlaka 50 santimetre uzaltılması gerektiğini, ayrıca yoğuşmalı su giderinin de (halen bulunan) plastik spiral boru yerine PVC boru ile değiştirilmesini ve yapılacak tadilatın da servis elemanlarınca değil ancak bir bayi tarafından yapılması gerektiğini söyleyip gider.
Fakat servis elamanı teknisyen bunları anlatırken, çok sert ve adeta azarlar gibi bir üslupla hitap etmiştir.
Gece, firmanın müşteri hizmetleri aranıp, sık sık arıza oluştuğu anlatılır, Müşteri hizmetleri görevlisi gerekli başvuruyu alıp bölgedeki sorumlu servise iletir. Ertesi gün sabah saatlerinden itibaren battaniyelere sarılmış halde servis beklenir. Tabi servis her zamanki gibi 2 gün sonra bu kez iki kişi olarak gelir. Kombi kontrol edilir. İçinde su biriktiği gerekçesiyle, hortum sökülüp, dışarıya bir plastik kaba tahliye edilir..
Servis elemanları borunun uzatılmasının yanısıra bu kez çok yeni bir fikir ortaya atıp, tesisat borularının sökülerek, kombinin yerinin değiştirilip, duvarda biraz daha aşağıya monte edilmesi ve borunun da duvarın yeniden delinerek aşağıdan yukarıya eğimli olarak monte edilmesi gerektiğini söylerler.
Bu arada, havalar daha da soğur, tabi geceleri de çok daha soğuk olduğu için ev halkı battaniyelere sarınarak vakit geçirmeye çalışır.
Ertesi gün boru ekleme işini yapacak bayi aranır ve haneye en yakın bir bayi bulunur. Durum anlatılır ve bayi bir saat içinde intikal edip işleme başlar. Boruyu 50 santimetre ekler ve servisin istediği yapılır. Fakat kombi çalıştırılır çalıştırılmaz, yine A01 hatası vermeye başlar Bayi, her yeri kontrol eder ama arıza bir türlü giderilemez.
Üstüne üstlük, bir de A01’den sonra A82 diye bir arıza kodu daha belirmeye başlamaz mı? İşte artık bir komedi tiyatrosu yaşandığı gerçeği ortaya çıkar.
A82 ise, “gaz valfında arıza, alev kaybı ya da iyonizasyonda sıkıntı olduğu” anlamına geliyor..
Bugüne kadar bu arızaların hiçbiri durup dururken nasıl ortaya çıktı peki?.. Bunlara aydınlatıcı, net bir cevap ne yazık ki verilememiş,...
Bayi, sorunun olumsuz etkisi var mı yok mu? şüphesiyle kombiyi çok sıkı bir kontrolden geçirir. Teknik yönden bilgili olan bir tanıdığını arayıp, yapılan işlem sonucu arıza giderilmediğini aktarır. Bilen kişi, “eğer bacadan oksijen gelmezse yanmaya bilir, o nedenle, borunun ek yerinden biraz aralık bırakarak oksijen alabileceği” yönünde ilgi çekici bir öneride bulunur..
Bayi, iki borunun birleştiği ek yerinden biraz aralık bırakarak,oksijen girmesini(!) sağlar. Bir ara; “halbuki arası açılmasa bile zaten dışarıdan içeriye hava üflüyor” diye o da şaşkınlığını ortaya koyar.
Gerekli uğraşı veren bayi sonunda kombinin hatasız yanmasını sağlar, bir süre bekler ve hiçbir hata görünmemesi üzerine “sonunda normale döndü” diyerek ev halkının da memnun olması üzerine gider. Giderken de, “arıza eğer gösterirse, siz boruyu biraz aralayabilirsiniz” önerisinde bulunur.
Ancak, 15-20 dakika sonra A01 hatası yeniden belirir, bayi aranır ve ”dediğim gibi boruyu biraz aralayın”der. Ev halkı denileni yapmasına rağmen ki, “bu müdahale ev halkınca niye yapılsın?” sorusu akıllarda canlanırken, fakat mümkün değil, hata uyarısı bu defa artık sürekli yanıp söner…
Ertesi gün, yeniden servisten randevu alınır.
Bir tanıdıkları, aynı markanın da bayisi olan yakın akrabasını aramalarını ve konuyu kendisine aktarmalarını ister.
Ev halkı, İstanbul’un diğer yakasında bulunan bayi ile telefonla görüşerek durumu aktarır. Kombinin alt bağlantıları ve boruların durumunu gösteren fotoğrafları görmek ister ve çekilip gönderilir.
Akraba olan bayi; bağlantılarda sıkıntı olmadığını ama Genel Müdürlük’te bir arkadaşına konuyu fotoğraflarla birlikte aktaracağını söyler ve bir süre sonra o da bağlantılarda sıkıntı olmadığını, tedbiren kombinin altına (T) şeklinde “havadanlık” takılmasını önerir.
Ev halkı boru ekleme işlemi yapan bayiyi arayıp, “havadanlık” yapılması gerektiğini iletir. Bayi tekrar 1-2 saat içinde gelip havadanlık montajını yapar, işlem biter bitmez, yeniden çalıştırılır..Normal çalışması başlar, aradan 10 dakika geçer ve “artık arıza son bulur” temennisiyle pür dikkat kesilen ev halkının yüzlerinde gülümsemeler oluşurken bir anda dijal ekranda A01 uyarısı yeniden kabus gibi ortaya çıkar.
Bayi kendinin yapabileceği başka bir şeyin olmadığını ve ancak servis elemanı tarafından gereken onarımın yapabileceği söyler ve gider.
Ev halkının artık servisi aramayı düşünmez, zira her gelişte zaten servis ücreti ödenmektedir.
Aile "kime derdimizi anlatalım? diye düşünürken, akşam üstü kapı çalar ve bir anda servis elemanını karşılarında bulurlar. Gelen servis elemanın, 50 santim boru eklenmesini tavsiye eden servis elemanından başkası değildir.
Eleman içeri yüzü asık, gergin ve biraz da agresif tavırla içeri girer kombiyi kontrol eder ve “boruyu söküp eski haline getirmekten başka çare yok” demez mi?
Bir anda aile halkı şaşkınlıktan buz kesilir birbirine bakar ve elemanı izler. Eleman bir hışımla duvardan dışarıya uzanan o meşhur 50 santimlik boruyu söker çıkarır.
Ve inanılmaz bir durum olur, kombini normal çalışmasını sürdürmeye başlarken hiçbir arıza, hiçbir uyarı vermez. Dakikalar, neredeyse saatlere döner ve meşhur kombi artık saat gibi çalışmaya başlar.
Aile tabi yine endişeli, her an hazırlıklı olarak kombiyi sık sık kontrol eder, Bir gün geçer, 2 gün derken bir hafta ve günler geçer kombi artık normal olarak işlevini sürdürmektedir. Ve aile artık bir derin bir “oh” çekerek sonunda rahata erer.
En son gelen elemanın, Genel Müdürlük’ten üst düzey bir yetkilinin talimatıyla geldiği anlaşılıyor ve sorun hemen çözüme kavuşuyor.
Fıkralara konu olan bu macera şöyle noktalanır:
Aradan bir hafta geçtikten sonra, ailenin cep telefonu aranır. Arayan servis merkezinden bir yetkilidir. Ve aynen şunu söyler:
-Merhaba ben ilgili servisten arıyorum. Nasıl kombi de bir arıza var mı?
-Hayır bir arıza söz konus0⁰u değil.
-Tamam eğer arıza olduğu anda, adım...., telefonum...Mutlaka beni arayın ne gerekiyorsa yapalım.
Buyurun bakalım, bu nasıl bir komedidir?
Şimdi sorular şöyle;
*Madem bunun pratik bir yolu vardı, neden sağ elle sol kulak gösterildi?
*Servis elemanları neden kafalarına göre sorunlara yol açan güya çözümler(!) sundu ve üstelik servis ücreti de o zaman neden boşuna alındı?.
* Anlaşılıyor ki, sorun liyakat, ehliyet ve yetersizlik.. Her önüne gelen teknisyen olabilir mi acaba? İnsanlar artık nereye, kime güvenebilecek?
Şöyle bir gerçekle karşı karşıya kalıyoruz
Eşyaları, cihazları iyi kullanıp gözümüz gibi bakmak zorundayız demek ki…Artık miadını dolduranlar için tamir yolunu seçeceğimize mecburen yenisini satın almak daha uygun hale geliyor, tabi son çare olarak.
Artık hangisi olursa olsun bütün servisler yok hükmündedir..
Sonuç olarak,
Servis elemanlarının işlerini tam anlamıyla yapmamasıyla hep bir yerlerden mi talimat gelmesi gerekecek?
Böyle mi sürecek bu devran?
Ama; bunlar insanlarımızın çok büyük sıkıntılara girmelerine neden olduğu gibi, ülkemize, ekonomimize büyük çapta zarar veriyor ve böyle giderse ne yazık ki, çok daha büyük sorunlar yumağı ile başbaşa kalınabilir.
Umarım, en kısa zamanda bu karmaşıklık son bulur ve artık düzene gireriz.
Sevgilerimle…


FACEBOOK YORUMLAR